26 Nis

11 ilin valisi değişti

VALİLER Kararnamesi Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kararnameye göre, 6 ilin valisi merkeze alınırken, 11 ili kapsayan görev değişikliği yapıldı. Kararname ile Türkiye’nin üçüncü kadın valisi Sinop’a atandı. Resmi Gazetede yayımlanan 2015/7295 sayılı kararnameyle, Ağrı Valisi Mehmet Tekinarslan, Bolu Valisi Ahmet Zahteroğulları, Gaziantep Valisi Erdal Ata, Mardin Valisi Mustafa Taşkesen, Şırnak Valisi Hasan İpek ve Van Valisi Aydın Nezih Doğan merkeze alındı. Kararnameye göre, Merkez Valisi Enver Salihoğlu Tekirdağ’a, Mülkiye Başmüfettişi Musa Işın Ağrı’ya, Sinop Valisi Yavuz Selim Köşger Bingöl’e, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdür Yardımcısı Aydın Baruş Bolu’ya, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürü Ali Fidan Düzce’ye, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Murat Zorluoğlu Elazığ’a, Tekirdağ Valisi Ali Yerlikaya Gaziantep’e, Elazığ Valisi Ömer Faruk Koçak Mardin’e, Kayseri Talas Kaymakamı Yasemin Özata Çetinkaya Sinop’a, Düzce Valisi Ali İhsan Su Şırnak’a, Bingöl Valisi İbrahim Taşyapan Van’a atandı. TÜRKİYE’NİN ÜÇÜNCÜ KADIN VALİSİ YASEMİN ÖZATA ÇETİNKAYA KİMDİR? 1976 yılı Ankara doğumlu olan Çetinkaya, ilk, orta, lise ve üniversite tahsilinin tümünü Ankara’da tamamladı. 1996 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu ve aynı yıl İçişleri Bakanlığı’nın açmış olduğu Kaymakam Adaylığı Sınavı’nı kazanarak, Kırıkkale Kaymakam Adayı olarak mülkî idare amirliği mesleğine başladı. Kaymakam adaylığı döneminde 8 ay süreyle İngiltere’de dil eğitimi aldı, Isparta-Gönen’de Kaymakam vekilliği görevinde bulundu. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalında yüksek lisans yaptı. Kaymakam adaylığının bitimini müteakiben sırasıyla; Rize-Kalkandere, Ağrı-Hamur, Bilecik-Gölpazarı ilçelerinde kaymakamlık görevini yürüten Çetinkaya 2008 – 2011 yılları arasında Batman Vali Yardımcılığı, 2011-2013 yılları arasında ise Hacılar Kaymakamlığı görevini yürüttü. Çetinkaya 27/08/2013 tarihinde Talas Kaymakamı olarak göreve başladı. İyi derecede İngilizce bilen, evli ve 3 kız çocuğu annesi Çetinkaya, 2012 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim dalındaki doktora eğitimini tamamlayıp “İktisat Doktoru” unvanını aldı.

31 Mar

İlk yatırımını alan Qumpara, alışveriş fişlerini sadakat programına çeviriyor

E-ticaret ülkemizde büyük bir potansiyele sahip olsa da perakende alışverişlere dijital katmanlar eklemek gibi bir fırsat alanı da var. Qumpara da bu alana odaklanıyor ve alışveriş fişleri üzerinden kurguladığı çözümle yeni nesil alışveriş uygulamaları arasındaki yerini alıyor.

Qumpara (Android, iOS), alışveriş fişinin fotoğrafını çekip gönderen tüketicilere anında dijital ödüller kazandıran bir mobil uygulama. Kullanıcılar, uygulama üzerinden gönderdikleri her fiş ile Qumpara puanları ve dönemsel olarak markalarda sürpriz ödüller kazanabiliyor. Bu sayede tüketim markalarına ve perakende zincirlerine bir kaç saat içinde satış ve sadakat kampanyaları kurgulayabilme imkanı sunuyor.

Qumpara alışveriş fişlerini analiz etmek için optik karakter tanıma (OCR) ve ‘makine öğrenmesi’ algoritmaları kullanıyor. Alışveriş fişleri üzerinden elde edilen ve analiz edilen veriler, markalara “gerçek alışverişçi içgörüleri”olarak sunulabiliyor. Kullanıcı sayısının artışıyla, alışveriş davranışlarına bağlı olarak tüketicileri segmente ederek, markalara sadık, potansiyel, tekrarlı, kayıp alışverişçiler gibi gruplara özel dinamik kampanyalar kurgulayabilmeyi vaadediyor.

Ürün ambalajı üzerine şifre basmaya veya şifre kartı dağıtmaya gerek olmaksızın sadakat programı kurgulamayı sağlayan Qumpara, bu avantajıyla özellikle hızlı tüketim markalarını kendine çekmek istiyor.

Qumpara’yı geliştiren Nobium’a ilk yatırım Erdem Yurdanur’dan

Qumpara’yı geliştiren Nobium, Aralık 2015’te Banu Turgut ve Nilhan Gür tarafından kurulan bir teknoloji girişimi. Kurucu ortaklardan Banu Turgut başlangıçta sermaye bulmakta zorlandıklarını ama nihayet KOSGEB Ar-Ge inovasyon desteğini almaya hak kazandıklarını söylüyor. İlk dış yatırımcı desteğini de Maçkolik’in kurucularından Erdem Yurdanur’dan aldıklarını paylaşıyor.

Daha önce de yolun başındaki çeşitli girişimlere yatırım yapan Erdem Yurdanur, Nobium’un yüzde 10 hissesi için 100 bin TL yatırım yaptığını söylüyor ve “çok başarılı iki kadın girişimciye” paradan ziyade tecrübesiyle katkı sağlamak istediğini paylaşıyor. “Bence Qumpara doğrudan müşteriye ürün satmayı hedefleyen bütün firmaların severek kullanabileceği ve çok basit çözümler sunan bir ürün.” diye de ekliyor.

Son yıllarda ülkemizdeki büyük perakende markalarının kendi sadakat uygulamalarını geliştirdiği malum. Ancak küçük orta-ölçekli ticaret pazarının göz ardı edilemez bir büyüklüğü var ve ilk kuruluş engelini aşıp ilk yatırımını alan Qumpara’nın bu pazarda dikkat çeken bir çözüm olacağını söyleyebilirim.

Kaynak : webrazzi.com

30 Mar

Elektrikli tırlar için çözüm, geçmişe bakmakta yatıyor

Dünya, ulaşımı daha doğa dostu hale getirmeye çalışırken, şehirler ve ülkeler arası yük taşıyan tırlar büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Bu ağır taşımak için gereken enerji, büyük bir emisyon sorununu ortaya çıkarıyor. Bu tırlar her ne kadar elektrikli hale getiriliyor olsa da 18 tekerlek ve devasa yükü taşımak için büyük piller yeterli olamıyor. Bu nedenle araştırmacılar çözümü geçmişte aramaya başlıyorlar.

Yollardaki elektrik kablolarını yeniden düzenleyen Siemens, bu kablolardan enerji çeken, tıpkı bir tramvay gibi çalışan, hibrit bir kamyon geliştirdi. Bu sistem bir süredir İsveç’in Gavle şehrinde test ediliyor. Olumlu sonuçlar veren bu teknoloji artık Los Angeles’taki 710 ve 405 karayollarının bir parçası haline geliyor.

Wired’a konuşan Siemens Demiryolu Elektrifikasyonu Başkanı Stefan Goeller, “Bu kamyonlar oldukça ağır ve önemli miktarda enerjiye ihtiyaç duyuyorlar ve henüz bu kadar kesintisiz çalışabilecek elektrikli pillere sahip değiliz.” diyor.

Kamyonların tepesinde bulunan güç sistemi, sağ şeritten ilerlerken tırların elektrik kablolarından enerji almasını sağlıyor. Araçta bulunan pil sayesinde tırlar herhangi bir enerji kaynağından elektrik almadan yaklaşık 5 km yol gidebiliyor. Ayrıca yolda durmak zorunda kalan tırlar elektrik almayı da kesiyorlar ve gelen elektrik şebekeye geri veriliyor. Yavaş giden bir tırı geçmeye çalışırken de güç alımını kapatıp dizel sistemden güç alarak sollama yapabiliyor bu tırlar.

Bu sistem sayesinde salınan gazla ciddi oranda düşerken bir diğer fayda da tırların inanılmaz bir şekilde sessiz çalışmaya başlaması. En büyük dezavantaj ise yollara döşenen bu kabloların karmaşık yapısı. Tabi büyük bir problemi ortadan kaldırırken görece daha küçük bir problemin ortaya çıkması görmezden gelinebiliyor.

Stefan Goeller, “Endüstrimizde oldukça sık karşılaştığımız şey, bir teknolojinin her zaman tüm sektörlere çözüm olamaması.” diyor.

Her şeye rağmen uygulanan bu eski yöntem, özellikle yoğun tır trafiğinin olduğu bölgelerde doğaya büyük fayda sağlayacaktır.

Yeni teknolojilere ilgi duyuyorsanız 10 Mayıs 2017’de Webrazzi İnovasyon‘da çok daha fazlasını konuşacağız.

Kaynak : webrazzi.com

22 Mar

Instagram’a canlı yayınları kaydetme özelliği geldi

İlk olarak Kasım ayında karşımıza çıkan ve Ocak’ta da tüm dünya için kullanıma sunulan Instagram canlı yayınlarına, biten yayınları kaydetme özelliği geldi. Başta Snapchat mantığıyla çalışan Instagram canlı yayınları, yayının bitmesinin ardından tamamen siliniyordu.

Bugün kullanıcılara sunulan özellikle beraber, canlı yayının sonunda sağ üst kısımda ortaya çıkan kaydet butonu sayesinde yapılan yayınları kaydetmek mümkün. Canlı yayınları kaydetme özelliği gelmiş olsa da, kaydedilen yayınların takipçiler tarafından tekrar izlenmesi mümkün değil.

Kısacası sadece yayını yapan kullanıcı tarafından ulaşılabilecek olan kaydedilmiş canlı yayınlar, yayın sahibinin galerisine kaydolacak. Facebook Live ve Persicope gibi önemli platformların uzun zamandır canlı yayınları kaydetme özelliğine sahip olduklarını da hatırlatalım.

Kaydedilen canlı yayınların sadece ham video olarak kaydedildiğini yapılan yorum ve beğenilerin içerisinde yer almadığını da belirtelim. Instagram 10.12 versiyonunda kullanıma sunulan canlı yayınları kaydetme özelliği, hem iOS hem de Android platformları tarafından kullanılabiliyor.

Kaynak : webrazzi.com

21 Mar

Bosch’tan nesnelerin interneti için 4 yeni çözüm

Teknoloji devleri sektörün geleceğin olarak görülen nesnelerin interneti üzerinde çalışmalar yapmaya devam ediyor. Almanya merkezli Bosch, nesnelerin interneti için geliştirdiği 4 yeni çözümle karşımıza çıktı. Dünyanın en önemli otomotiv parça sağlayıcılarından biri olan Bosch, yolculuklarını daha güvenli bir hale getirmek için otomobilleri akıllı bağlanabilirlik çözümleri ile donatacak.

Otomobilleri kişisel asistanlara dönüştürmek isteyen Bosch, Automotive Cloud Suite teknolojisi sayesinde bulut sistemini otomobillere getiriyor. Ağa bağlı otomobiller üzerinde çalışan Bosch, yanlış yön uyarısı ve araç arızaları için teşhis gibi pek çok özellik sunacak.

Bosch’un start-up şirketi olan Deepfield Robotics, geliştirdiği sensörler sayesinde çiftçilere çilek yetiştirme konusunda yardım edecek. Hava ve toprağın nem ve sıcaklık değerlerini ölçen sensörler geliştiren Deepfield Robotics, elde ettiği bilgileri bulut vasıtasıyla çiftçilerin akıllı telefonlarına aktaracak. Elle ölçümlerin önüne geçerek zamandan ve paradan tasarruf sağlamayı amaçlayan Bosch, çiftçilerin işini oldukça kolaylaştıracak.

Ağa bağlı üretim hatları üzerinde de çalışan Bosch, geçmişte sadece belli bir parçayı üretebilen üretim hatlarını bağlanabilirlik sayesinde birden fazla parça üretebilen hatlara dönüştürecek. Akıllı vurgulama teknolojisi sayesinde takılacak bir sonraki parçanın hangisi olduğunu çalışanlara iletebilen Bosch, hata durumlarında anında uyarı mekanizmalarına da sahip.

Otomobil tamirlerini daha hızlı bir hale getirmek için arttırılmış gerçeklik uygulamaları kullanan Bosch, akıllı gözlükler sayesinde otomobillerin röntgenini çekecek. Hatalı kodları ve düzensizlikleri otomobil tamirhanesi personeline gözlük ve tablet yardımıyla iletecek olan Bosch, bu sayede karmaşık sayılabilecek tamir işlemlerinin çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşmesine olanak tanıyacak. Tamirin her aşamasında personele destek verecek olan Bosch, zamandan tasarruf da sağlayacak.

Kaynak : webrazzi.com

21 Mar

2030’lu yıllarda trafik sıkışıklığı diye bir şey olmayabilir

Kendi kendine giden ve kesintisiz bir şekilde birbiriyle bağlantılı otomobillerin, trenlerin, otobüslerin olduğu bir dünya hayal edin. Sizce böyle bir dünyada trafik sıkışıklığı diye bir şey olabilir miydi? Üstelik bu sayede araç park alanı olarak ayılmış milyonlarca kullanılamayan bölge yeşil parklara dönüştürülebilir. Küresel Gelecek Konseyi üyesi ve İsveç Sürüş Komisyonu Başkanı Catharina Elmsäter-Svärd, 2030 yılında yaşadığımız dünyanın böyle bir dünya olabileceğini ve daha fazlası olabileceğini söylüyor.

Hareketli bir geleceği neden düşünmeliyiz? 

Dünyanın her yerinde şehirler inanılmaz bir hızla büyüyor. İnsanlar genelde bir şehirde yaşıyormuş gibi görünse de aslında farklı mahallelerde yaşıyor, üretiyor ve tüketiyor. Bir çok kişinin şehirlerde yaşamasının temel nedeni zorunluluk ve bu durumun boyutunu anlayabilmek için otobüs duraklarında ve trafikte geçirilen zamana bakmak yeterli. Ne kadar çok boşa giden zaman varsa o kadar çok “zorunluluk” olduğunu anlayabilirsiniz.

Kentsel hareketliliğe önem vermemiz gerekiyor çünkü salınan gazlar dolayısıyla sağlığımız, kazalar nedeniyle hem sağlığımız hem ekonomimiz ve en önemlisi de trafikte boşa harcanan zamanlar dolayısıyla üretimimiz ciddi oranda zarar görüyor. Bu nedenle kentlerde hareketliliğe verilen önem en az geleceğin eğitim ve sağlık sistemine verilen önem kadar fazla olmalı. Hatta tüm bunların bir bütün olduğunu anlamalıyız.

Bkz: Sürücüsüz otomobiller yaygınlaştıkça otomobil sahipliği azalacak mı?

2030 yılında kentler ne kadar farklı olabilir?

Catharina Elmsäter-Svärd, World Economic Forum’da yazdığı yazısın’da; 2030 yılında bir otomobile sahip olmaktansa paylaşım ekonomisinden faydalanarak ihtiyacımız olduğunda bir otomobil çağıracağız ve biz işimizi tamamladıktan sonra bu otomobil bir başka kişinin ihtiyacını karşılamak için yola koyulmuş olacak. Bu sayede hem trafikteki otomobiller azalacak, hem trafik kazaları azalacak hem de gürültü ve hava kirliliği ciddi oranda azalmış olacak. “Bir hizmet olarak hareketlilik” kavramı, otomasyon, sayısallaştırma ve paylaşım ekonomisinin bir parçasıdır.

Tabi paylaşım ekonomisi, kentsel hareketliliğin 2030 yılına kadar nasıl bir değişime uğrayacağının sadece bir parçası. Otomobiller, trenler, otobüsler, bisikletler ve yürüyen kişiler de dahil her şeyi birbiriyle bağlantılı olabildiği bir gelecek hayal edebiliriz.

İnsanlar ve eşyalar için farklı hareket ve taşıma sistemleri geliştirilecek ve bu sürecin bazı noktalarında mini robotlar işleri tamamlayacak. Trafik, gürültü ve kirlilik azalınca ve daha az ihtiyaç duyulan parklar yaşam alanlarına dönüştürülünce artık kentler daha yaşanabilir hale gelecek.

Hükümetler ne yapmalı?

Düzenlemelerdeki ilerleme hızlandırılmalı. Otonom araçlarda sigortanın nasıl işleyeceğine ve sorumlunun kim olacağına dair sorular ve tartışmalar her geçen gün büyüyor. Hükümetler bu konun altyapı çalışmalarına ve yasal düzenlemelerine hızlıca başlamalı. Belediyeler bazında her yıl yapılan bütçe planlama çalışmaları yatırımları hızlandırabilecek şekilde değişmeli ve yeni yatırımlar için yaratıcı yollar bulmalı.

Tabi genel yapılabilecekler dışında her şehrin yerel problemleri de bulunuyor. En kolay şekilde bu yerel problemleri aşabilmek için yeni yapılan konutlar ve yerleşim yerlerinde geleceğin otonom araçlarına yönelik planlamalar yapılmalı. Toplu taşıma sistemleri ve otonom araçların bir arada yaşayacağı şehirlerin inşaasına şimdiden başlamalı.

Bu durumu bir “taşıma” probleminden çok daha ötede görmemiz gerekiyor. Bu durumu bir çevre, ticaret ve sağlık konusu olarak ele alabilirsek geleceğin şehirlerinden elde edilebilecek fayda maksimum seviyelere çıkabilir. Böylece herkes net bir kazanç sağlamış olur!

Kaynak : webrazzi.com

21 Mar

Y Combinator, yapay zekâ girişimlerine özel bir program başlattı

ABD’nin en önemli girişim hızlandırma programlarından biri olan Y Combinator, yapay zeka girişimlerine odaklanacak yeni programı YC AI’ı tanıttı.

Genç yaşta geliştirdiği arama motorunu Apple’a satma başarısı gösteren Daniel Gross’un paylaştığı bilgilere göre Y Combinator, şu anda yapay zeka tabirinin abartılıp abartılmadığıyla fazla ilgilenmiyor. Uzun vadede yapay zeka dikeyini demokratikleştirmek için yola çıkıyor ve bu alandaki girişimleri keşfedip daha ileri noktalara taşımak istiyor.

Y Combinator’ın genel dinamiklerinin yanında bu birime seçilen girişimler makine öğrenmesi konusunda deneyimli uzmanlardan destek alacak, işlemci ihtiyaçları için fazladan bulut bilişim kredisine sahip olacak ve bu alandaki liderlerin özel konuşmalarıyla kendilerini geliştirecek.

Erken aşama girişimleri keşfetmek isteyen YC AI, her endüstride insanlara düşen işleri yapay zeka sayesinde kolaylaştırmak istiyor. Daniel Gross, internetin hayatımıza girmesinden sonraki büyük teknolojik sıçramanın ‘yapay zeka‘ ile olacağını söylüyor ve robotik dikeyinde insanları angarya işlerden kurtarmayı hedeflediklerini aktarıyor. Yani gelecekte insanların fabrikaları robotlara teslim edeceğinin sinyallerini veriyor.

Y Combinator’ın bu dikeye açılması dikkat çekici olsa da sürpriz sayılmaz. Zira son yıllarda dikey yönelimlerin arttığını görüyoruz ki bunlardan bir kaçını şöyle sıralayabiliriz;

  • SOSV: biyotek, donanım, gıda, mobil ve akıllı şehir girişimleri için farklı programlar düzenliyor
  • Acceleprise, AngelPad: B2B girişimlerini destekliyor
  • Yield Lab, Thrive, Terra: Tarım teknolojilerine odaklanıyor
  • Starburst, LightSpeed Innovations: Havacılık ve uzay girişimleriyle ilgileniyor

Kaynak : webrazzi.com

21 Mar

Anneysen.com yenilenen arayüzüyle pazar yeri modelini devreye aldı

Geçen yılın Temmuz ayında Düğün.com tarafından satın alınan Anneysen.com‘un arayüzünü tamamen yenilediğini ve geldiği son noktayı öğrendik.

Anneysen.com bildiğiniz gibi hamileler başta olmak üzere annelerin hayatını kolaylaştırmayı amaçlayan bir platform olarak kurulmuştu. Aldığımız bilgilere göre Anneysen.com hem yeni arayüzünü kısa süre önce yayına aldı, hem de annelerin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmet önerileri yapmaya başladı. Artık hamileliğinin başlarındaki bir anne adayı konumuna göre en iyi uzmanları, laboratuvarları bulabiliyor veya anneler çeşitli organizasyon firmalarını, aile ve doğum günü fotoğrafçılarını bulunabiliyor.

Pazar yeri modelindeki tecrübesini Anneysen.com’da ortaya koyan Düğün.com, yenilenen yapısıyla Anneysen.com’u kendi dikeyinde hem en büyük içerik platformu hem de en büyük pazar yeri haline dönüştürmeyi hedefliyor. Aldığımız rakamlar da Düğün.com’un bu iddiasını destekler gözüküyor.

3 bin hizmet veren bir arada

Aylık ortalama 1.5 milyon ziyaret ve 1 milyon ziyaretçi alan Anneysen.com, yenilenen ara yüzüyle son bir ay içinde üye sayısında 6 kat, her gün üyeler tarafından oluşturulan soru sayısında da 5 kat artış yakalamış. Hizmet veren firma sayısıysa an itibarıyla İstanbul, Ankara, İzmir’de 3.000’e ulaşmış. 

Aldığım yeni bilgilere göre Anneysen.com, çok yakın zamanda listelediği ve önerdiği hizmet veren firmaların yanında annelerin ihtiyaç duydukları en temel ürünleri de (bebek arabası, oto koltuğu, mama sandalyesi, beşik, yatak vb.) fiyat kıyaslama modeliyle ekleyecek. Hizmet veren tarafında da Türkiye’nin diğer şehirlerine açılacak. Keza kişisel e-postalar ve tarayıcı bildirimleriyle de içeriklerini daha dinamik bir şekilde kullanacak.

Türkiye’de pazar yeri modelini içerik desteğiyle yükselten Düğün.com’un kendi dikeyindeki popüleritesi malum. İlerleyen dönemde anne-bebek-çocuk dikeyinde de benzer bir konuma ulaşması da pekala mümkün gözüküyor.

Hatırlatmak gerekirse Anneysen.com, Ocak 2010 yılında Pınar Şimşek ve Aylin Çakır tarafından kurulmuş ve 2012’de Çağlar Erol’dan yatırım almayı başarmıştı.

Kaynak : webrazzi.com

18 Mar

Spotify ücretsiz kullanıcıların bazı müziklere erişimini neden kısıtlamaya başlıyor?

Spotify, farklı içerikleri platformuna dahil etse de hala dünyanın en büyük online müzik dinleme servisi olma ünvanını koruyor. 50 milyonu ücretli abone olmak üzere 100 milyon aktif kullanıcısı olduğunu açıklayan şirket, yayın politikasında önemli bir değişikliğe gidiyor. Financial Times’ın haberine göre Spotify, ücretsiz kullanıcıların bazı şarkılara erişimini kısıtlamaya başlayacak.

Spotify’ın karlılık sorunu ve yoğun rekabete karşı yanıtı olarak düşünebileceğimiz sınırlama, bazı içeriklerin özel hale getirileceği anlamına geliyor. Haliyle bu özel içeriklere de yalnızca ücretli üyelerin erişimi sağlanacak. Halihazırda Apple Music ve Tidal’ın uyguladığı bu stratejiyi kısmen takip eden Spotify, böylelikle ücretli aboneliği özendirecek. Bunun karşılığında ise ücretsiz çalınan şarkıların sayısının azalması söz konusu olacak. Peki neden?

Öncelikle Spotify’ın ücretli üyelerinin artması, kayıt şirketlerine daha fazla telif ödeyeceği anlamına geliyor zira ücretsiz katmanda çalınan şarkılar için telif ücretleri daha düşük. Spotify’ın buna rağmen özel içeriğe yönelmesi ise, söz konusu özel içeriklerin dinlenme sayılarıyla milyonlara ulaşma potansiyeline sahip olması. Bugünkü durumda Taylor Swift’ten Beyoncé’ye onlarca şöhretin yeni albümlerinin günler bazen haftalar sonra Spotify’da yer alması önemli bir sorun ve Spotify bu soruna artık bir çözüm bulmayı umuyor.

Premium kullanıcılara özel teklifler sunulması, Spotify’ın 2014 sonunda Taylor Swift ile yaşadığı krizden sonra edindiği tutumu değiştirmeye başladığı anlamına geliyor. Geçen zaman, Spotify’ın haklı ya da haksız olduğundan bağımsız, dönüşümüne devam eden endüstri için doğru pozisyonun ne olduğunu anlamasına fazlasıyla yetmiş olmalı.

Kaynak : webrazzi.com

17 Mar

Criteo Türkiye’nin yeni Ülke Direktörü Murat Kalafat oldu


Reklam ve performans pazarlaması teknolojileri geliştiren Criteo‘nun Türkiye’deki operasyonlarının başına Murat Kalafat getirildi. Kalafat, Criteo’da Türkiye Ülke Direktörü olarak görev yapacak.

Kariyerine telekomünikasyon sektöründe başlayan Murat Kalafat performans pazarlaması dikeyine yönelmiş ve önce Zanox Ülke Yöneticisi, son olarak da Avrupa’nın en büyük dergi yayinevi olan Gruner + Jahr’in iştiraki olan Ligatus’un Türkiye Müdürü olarak  görev yapmıştı.

2012 yılı Aralık ayında başladığı Ligatus’taki görevinden ayrıldığını duyuran Kalafat, artık Criteo’nun Türkiye’deki büyümesi için çalışacak. Paris merkezli Criteo da uluslararası bir performans pazarlaması şirketi ve Türkiye’de 5 yıldır operasyonlarını sürdürüyor. 2015 sonu itibarıyla Criteo’nun dünya çapında 27 ofisi ve on binden fazla reklamveren müşterisi bulunuyordu.

Criteo’nun Türkiye pazarındaki büyümesini izlemeye devam edeceğiz ki geçtiğimiz yılın yaz aylarında Criteo Türkiye’nin yeni ofisini de Girişim Ofisleri programı için ziyaret etmiştik.

Kaynak : webrazzi.com