21 Oca

Google’ın kendi ürünlerinin reklamı için arama motoruna yüksek teklifler verdiği iddia edildi

Özellikle yeni akıllı telefon ailesi olan Pixel’i tanıttıktan sonra agresif reklam politikasıyla dikkatleri çeken Google’ın, bağlı olduğu Alphabet şirketi bünyesindeki ürünlerinin reklamlarını, yüksek teklif vererek çok büyük oranda diğer arama reklamlarının önünde yayınladığı iddia edildi. The Wall Street Journal‘da yer alan analize göre Google aramalarında firmanın kendi ürünleri, arama sayfalarının başındaki reklam alanlarında yüzde 91 oranında en tepede görünüyor.

Alphabet’in kendi ürünlerinin reklamını yapmak için Google’ı kullanmış olması tabii ki sürpriz değil fakat aynı reklamlar için Google’a karşı teklifler yapan firmalar olduğunu da unutmamak lazım. Kısacası Alphabet, rakiplerine rağmen Google aramalarında en tepede görünmek için reklamlarına teklifler yapıyor.

Yapılan analize göre firmasının milyonlarca reklamını satın alan Alphabet, kendi ürünleri olan Google Home, Chromebook, Pixel ve Nest gibi ürünlerin daha fazla ön plana çıkmasını sağlıyor. 25 bin arama sonucunda oluşturulan analizde ortaya çıkan sonuçlar ise oldukça yüksek.

Genel toplamda yüzde 91 oranında Google ürünleri en yukarıda çıkmış olsalar da akıllı telefon ve telefon aramalarında bu oran yüzde 99.9 seviyelerine kadar çıkıyor. Kısaca anlatmak gerekirse akıllı telefon diye arattığınızda Pixel modelleri, akıllı saat diye arattığınızda Android Wear saatleri, laptop diye arattığınızda ise Chromebook modelleri arama ekranın en tepesinde karşınıza çıkıyor.

Durum haksız rekabet gibi görünse de Google, bu görüşe katılmıyor. Pazarlama programlarını çok dikkatli ve reklamlar için yapılan açık arttırmalara etki etmeyecek şekilde hazırladıklarını belirten Google, kendi reklamlarının en tepede çıkmasını ise reklamların kalitesine ve ödedikleri ücretlere bağlıyor.

Ayrıca bu reklam ücretlerinin şirketin kendi pazarlama bütçesinden karşılandığını da Google tarafından belirtilmiş. Google’ın tüm internet dünyasının en büyük ve en önemli reklam kanallarından biri olduğunu düşünüldüğünde bu durum, Alphabet’in rakipleri için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Kaynak : webrazzi.com

20 Oca

Microsoft, 3 boyutlu görselleştirme girişimi Simplygon ile Hololens’e güç katacak

Birkaç gün önce yapay zeka girişimi Maluuba’yı satın alan Microsoft, şimdi de 3 boyutlu optimizasyon teknolojilerinde uzmanlaşan Simplygon’u satın aldı.

Satın alma hakkında finansal bir veri paylaşılmıyor ancak Simplygon’un Microsoft’ta hangi birimleri güçlendireceği malum. 2006 yılında kurulan girişim, sunduğu SDK ile veriye dayalı 3 boyuylu görselleştirme konusunda dikkat çekiyor. CAD dosyası veya 3B tarama ile elde edilen 3 boyutlu verileri farklı kullanımlar için optimize ediyor.

Simplygon büyük oyun stüdyolarıyla ve Unreal Engine, Unity gibi popüler oyun motorlarıyla çalışıyor ancak kendini oyun sektörüyle sınırlı tutmuyor. Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik dikeylerine de el atarak Microsoft‘un holografik geleceğine katkı sağlayacak teknolojiler geliştiriyor ki bu konuda aşağıdaki gibi çalışmalar da yapmış durumda. Simplygon, nesneleri 3 boyutlu hale getirmek konusunda oldukça etkili bir iş yapıyor ve bu yetenek Microsoft’a hem oyunlar tarafında hem de e-ticaret gibi alanlarda önemli avantajlar sağlayabilir.


Kaynak : webrazzi.com

20 Oca

iPhone ve MacBook Pro modellerine zam geldi!

Dolar kurunun artışı nedeniyle beklenen Apple zamları bugün itibariyle fiyat etiketlerine yansıdı. iPhone 7/7 Plus, 6S/6S Plus, SE ve MacBook Pro modelleri için yapılan zamlar sonrasında en pahalı iPhone modeli olan 7 Plus 256 GB’ın fiyatı 5 bin 449 TL oldu.

Zamlardan önce 3 bin 249 TL fiyat etiketiyle satılan iPhone 7 32 GB modelin fiyatı 3 bin 799 TL’ye yükselirken, 128 GB’lık model 4 bin 299, 256 GB’lık  iPhone 7 modeli ise 4 bin 799 TL oldu. Daha önce 32 GB’lık modeli 3 bin 799 TL’ye satın alınabilen iPhone 7 Plus 32 GB modeli ise zamlar sonrasında 4 bin 449 TL’ye çıktı.

Yaklaşık olarak 650 TL zam yapılan iPhone 7 Plus modellerinin ortanca üyesi olan 128 GB’lık modelin zamlar sonundaki fiyatıysa 4 bin 949 TL oldu. Dolar kurunun yükselişinden nasibini alan iPhone 6S ve SE modellerinde ise iPhone 7 modellerine oranla daha düşük zamlar yapıldı.

Zamlar sonunda 16 GB’lık SE modeli 2 bin 399 TL olurken, 64 GB’lık versiyonu ise 2 bin 649 TL’ye çıktı. Hala popülaritesini korumayı başaran iPhone 6S modelinin fiyatı 3 bin 199 TL’ye çıkarken 128 GB’lık 6S 3 bin 699 TL oldu. Son olarak iPhone 6S Plus 32 GB 3 bin 699, 6S Plus 128 GB modeliyse 4 bin 199 TL fiyat etiketine sahip oldular.

Zamlardan kaçamayan bir başka Apple ailesi ise MacBook Pro oldu. Tanıtıldıkları ilk günden bu yana yüksek fiyatları nedeniyle eleştirilere maruz kalan MacBook’ların en ucuz modeli olan 13 inçlik Touch Bar’sız MacBook Pro’nun fiyatı 5 bin 999 TL’den 6 bin 999 TL’ye çıktı.

Touch Bar’a sahip en ucuz 13 inçlik modelin fiyatı ise artık 8 bin 499 TL. 15 inçlik MacBook Pro modelinin en ucuz versiyonu ise 9 bin 499 TL’den 11 bin 499 TL’ye çıktı.

Geçtiğimiz Eylül ayında tanıtılan ve kısa zaman önce ülkemiz için 779 TL fiyat etiketiyle satışa çıkan AirPods kablosuz kulaklıklarının fiyatı ise zamlar sonrasında 899 TL‘ye yükseldi. Kısacası iPhone 7 modelleri için yaklaşık 550-650, MacBook Pro modelleri için ise 1,000-2,000 TL arasında zamlar yapıldı.

Kaynak : webrazzi.com

20 Oca

Mark Zuckerberg’in Facebook hesabını kim, nasıl yönetiyor?

Profesyonel yaşamını özel hayatından ayrı tutmak konusunda, Mark Zuckerberg dünyanın en ilginç yöneticisi olabilir. Zira her şeyden önce dünya çapında kişiselliği temsil eden bir platformu profesyonel bir şekilde kullanmak ve temsil etmek bir paradoks çağrışımı yapıyor. Zuckerberg’in rolü bir yandan bebek bezi değiştirirken diğer taraftan dünyayı internete bağlamak gibi projelerden konuşmayı gerektiriyor. Mark Zuckerberg’in dünyaya bağlandığı Facebook profili, dünyanın en zengin işadamlarından birinin öncelikli PR kanalı, kullanıcıların gözünde ise Facebook’un ta kendisi.

Facebook’un kurucusu ve sahibi Mark Zuckerberg’in Facebook’ta 85 milyona yakın takipçisi var. 5 bin arkadaş sınırına çoktan ulaştığı tahmin edilen Zuckerberg’in paylaşımlarının yarattığı etki ise, sıradan bir Facebook kullanıcısına göre, sınırsız. Her bir paylaşımı yüz binlerce kez paylaşılan Zuckerberg’in yakın zamanda geliştirdiği yapay zeka asistanı Jarvis ile ilgili paylaşımı 25 milyon izlenme sayısını geçti. Jarvis ile ilginç olan, Mark Zuckerberg’in kişisel başarı hikayesi olarak sunulmasıyla Zuckerberg’i Demir Adam imajıyla karşımıza çıkarmasıydı. Mark Zuckerberg, Demir Adam filmine gönderme yapan Jarvis sesli asistanından önce yaptığı, MSQRD satın alması duyursunda kullandığı Demir Adam maskesi seçiminin tesadüf olmadığını da gösteriyordu. Facebook’un ilk dönemlerinde hırslı ve hiç değiştirmediği T-shirt’leri gibi gri bir karakter olarak tanınan Zuckerberg, belli ki artık Demir Adam gibi, çekici, sevimli, zeki ve yaratıcı gibi niteliklerle anılmak istiyor…

Zuckerberg’in Facebook hesabını yönetmesine en az 12 kişi birden yardım ediyor

Zuckerberg’in bu imaj değişimine değinen yeni bir Bloomberg haberi, hepimizin merak ettiği bu konuya da ışık tutuyor. Facebook’un kendisiyle özdeşleşen Zuckerberg’in hesabını nasıl yönettiğine dair detaylara değinen haberde, Zuckerberg’in hesabını en az 12 kişinin birlikte yönettiğini anlıyoruz. Bu kişilerin bir bölümü paylaşımların içerikleriyle ilgilenirken bir bölümü gelen yorumların gerek durumlarda silinmesi ve yanıtlanmasıyla ilgileniyor. Zuckerberg’in gündelik hayatından kareler için fotoğrafları ise profesyonel fotoğrafçılar tarafında çekiliyor. Bu fotoğrafçılar arasında son dönemde Washington Post için göçmen krizini fotoğraflayan Charles Ommanney gibi isimler de var. Konuya yakın kaynakların aktardığı bilgiler, uzmanlar tarafından da doğrulanıyor. Mark Zuckerberg’in dijital dünyadaki imajının çok kırılgan olduğu ve kontrol altında tutulması gerektiği haberden çıkan en önemli sonuç. Bir diğer önemli notsa, Zuckerberg’in bu şekilde yönetilen Facebook profilinin şöhretlerden çok ABD eski başkanını andırması…

Kaynak : webrazzi.com

18 Oca

Microsoft’tan katlanarak tablete dönüşebilen akıllı telefon patenti

Teknoloji devleri her ne kadar çalışmalar yürüttüğü konularda bir sonraki adımlarını gizli tutmak için ellerinden geleni yapsa da patent başvuruları bu durumun önüne geçerek bizlerin fikir edinmesini sağlıyor. Bu durumun son örneklerinden biri ise Microsoft’a verilen “Esnek Menteşe Yapısına Sahip Mobil Cihaz” başlıklı patentin ortaya çıkması oldu.

Microsoft‘un bir sonraki akıllı telefonu olması beklenen Surface Phone’un hangi özelliklerle karşımıza çıkacağı hala belirsizliğini korusa da, şirket, bu telefonun geleneksel bir mobil deneyim içermeyeceğini daha önceden belirtmişti. Şirket tarafından alınan son patent de katlanabilir ekran özelliğinin bir sonraki Surface Phone cihazlarında yer alabileceği iddaalarını beraberinde getirmeyi başardı.

İlk olarak 2014 yılında dosyalanan bu patent bizlere hem telefon hem de tablet gibi hareket edebilen 2’si bir arada katlanabilir bir cihazı işaret ediyor. Cihaz üzerinde yer alan muhafazalar bir eksen etrafında dönüş özelliğine sahip esnek bir menteşe yapısı tarafından destekleniyor. MSPoweruser tarafından keşfedilen patent başvurusu, Microsoft’un en azından bu tür bir konsepti gelecekteki bir mobil cihaz için denediğini ortaya koyuyor. Cihazın Microsoft’un orijinal Courier konsepti gibi daha büyük bir hale getirilmesi için iki veya üç ekranın düz uzatılmasına yönelik modları içerdiği görülüyor.

Şirketin 2’si bir arada bilgisayarı Microsoft Surface Studio’nun da tam tasarımını ortaya çıkaran patent dosyalarının aylar öncesinden sızdırıldığı düşünüldüğünde, Surface Phone’un son tasarımında bu tarz bir tasarım beklemek için biraz erken olduğu söylenebilir. Ancak bu konsept cihaz Microsoft’un geçtiğimiz yıl mobil pazardan çekilmesinden sonra akıllı telefonlar ve mobil cihazlara nasıl baktığına dair ipuçları veriyor. Microsoft’un katlanabilir cihaz teknolojisi üzerinde çalışmalar yürüten ilk şirket olmadığı, Samsung ve LG gibi büyük firmaların da benzer tasarımlar üzerinde çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda firmanın elini çabuk tutarak bu tasarımı bir an önce hayata geçirmesi gerektiğini söylemek çok da yanlış olmaz.

Microsoft’un katlanabilir cihaz patentini detaylı olarak incelemek isterseniz başvuruyu içeren orijinal dökümana bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Kaynak : webrazzi.com

18 Oca

Apple Music, yakında orijinal dizi ve filmlerle zenginleşecek

Müzik konusunda eksiklerini tamamlayan ve içeriğine büyük önem veren Apple’ın bir süredir Apple Music altında kendi ürettirdiği dizi ve film içerikleri barındıracağı söyleniyordu. Son olarak ünlü yapımcı ve Apple Music’den sorumlu yönetici Jimmy Iovine, verdiği röportajda Apple Music’in yakın gelecekte orijinal dizi ve film gibi video içeriklerle zenginleştirileceğini açıkladı.

Apple Music aboneleri yakın zaman sonra sadece müziklere değil, Apple platformu için üretilen içeriklere de ulaşabilir olacak. Bu karar Apple Music’in artık çok daha büyük bir servis olmasına giden yolda ilk adım. Şirket dizi ve film üretimi için şimdiden görüşmelere başlamış durumda. Apple çok kısa süre önce James Corden’ın Carpool Karaoke adlı konseptini satın almıştı.

Apple Music ile Spotify’a rakip olan Apple, şimdi bünyesinde başlayacağı dizi ve film yayınlarıyla da Netflix’e meydan okuyacak. Aralık 2016 itibariyle 20 milyon ücretli abonesi olduğu bilinen Apple Music’in bu yeni atakla birlikte üye sayısını artırma ihtimali bulunuyor.

Kaynak : webrazzi.com

14 Oca

Nissan, Londra yollarında sürücüsüz otomobil testlerine başlıyor

Sürücüsüz otomobil geliştirme yarışındaki üreticilerden biri olan Nissan, Londra’da halka açık yollarda ilk testlerini başlatacağını açıkladı.

Reuters‘in aktırdığı bilgilere göre Japon üreticinin otonom sürüş yeteneklerine sahip elektrikli bir modeli (Leaf) Londra yollarında test edilecek. Şirket ayrıca Birleşik Krallık’ta iki yeni araç üretecek ki paylaşılan bilgilere göre Nissan ülkedeki araç üretiminin 1/3’ini tek başına üstleniyor.

Nissan, otonom sürüş teknolojisini Piloted Drive olarak adlandırıyor ve 2020’de tamamen otonom araçlarını pazara sunmayı hedefliyor. Halka açık yollardaki ilk otonom sürüş testini Ekim 2016’da başlatan şirket, tek şerit ve otoyola özel otonom sürüş desteğini taşıyan araçlarını önümüzdeki yıl Avrupa pazarına sunmak istiyor. Keza 2018’de çok şerit otoyol otonom sürüş modunun da kullanılabilir olması bekleniyor.

Hatırlatmak gerekirse Ford da sürücüsüz otomobillerini 2017’de Birleşik Krallık içinde test etmek istediğini paylaşmıştı. Bu yönelimin arkasında yatan sebepse Birleşik Krallık’ın sürücüsüz ve elektrikli otomobil dikeyinin avantajlarına kucak açması. Sürücüsüz otomobillerin Avrupa ekonomisine 17 trilyon euro gibi büyük katkı yapması bekleniyor ve Birleşik Krallık her ne kadar AB’den ayrılmış olsa da hızla gelişen pazardan kendine payını almak istiyor.

Görsel Kaynak: Nissan

Kaynak : webrazzi.com

14 Oca

Snapchat’in tasarımı değişiyor

Snapchat‘i kullanıcı deneyimi açısından tamamiyle yabancı bulanlara iyi haber: Uygulamada büyük bir tasarım değişikliğine gidiliyor. Yeni tasarımla birlikte herkesin aşina olduğu bir özellik, evrensel arama çubuğu, Snapchat uygulamasının en tepesine yerleşiyor. Bu, gerek bireysel kullanıcılar gerek markalar ve işletmeler için iyi haber.

Snapchat’in Android’deki kullanıcılarının bir bölümünün görmeye başladığı yeni tasarım kısa sürede tüm kullanıcılara sunulmaya başlanacak. Yeni tasarımın anahtar kelimelerinden biri “hız” yani kullanıcıların Snapchat içeriğine çok daha kolay bir şekilde erişmesi. Bunun için Hızlı Sohbet bölümünü ana ekrana getiren Snapchat, sıklıkla ve en son yazıştığınız kişileri (Facebook Messenger’a benzer şekilde) öne çıkarıyor; gruplarınızı gösteriyor ve yeni eklediğiniz arkadaşlarınızı listeliyor.

Snapchat’te kişilere erişimi kolaylaştıran diğer bir yeni özellik, tepeye yerleşen evrensel arama çubuğu. Snapchat uygulamasının tüm ekranlarında sabit görünen arama çubuğunda öncelikle arkadaşlarınızın isimlerini yazıp, onlarla hızlıca sohbete başlayabiliyorsunuz. Arama sonuçlarını kişi kartlarıyla gösteren Snapchat’te arkadaşınızın, varsa paylaştığı açık hikayeler de görünüyor, bu bölüme uzunca basarak hikayeyi izlemeniz mümkün. Arama çubuğu, Snapchat’teki yayıncılar, şöhretler ve konu başlıklarına/anahtar kelimelere göre içeriklere erişiminizi kolaylaştırıyor.

Snapchat yeni tasarımıyla birlikte Our Story özelliğini, özel gün ve mekanlarla sınırlamayı durduruyor. Bunun yerine dileyen herkesin dilediği yerden Our Story özelliğine istediği snap’i göndermesinin önünü açan uygulama, içerikleri bir araya getirip, yayınlıyor. Arama çubuğundan Our Story bölümüne hızlı erişim de sağlanıyor.

Arama çubuğunun Snapchat için, Twitter’da olduğu gibi yeni bir gelir kanalı olup olmayacağını henüz bilmiyoruz. Snapchat henüz bu yönde bir işaret vermiyor ancak yakın gelecekte bu, mümkün olabilir. Snapchat’in ana şirketi Snap Inc.’in geçtiğimiz Ağustos’ta mobil aramalara bağlamsal verimlilik ve daha etkili sonuçlar getirmek için yola çıkan Vurb‘ü 110 milyon dolara satın aldığı düşünüldüğünde, şirketin uygulama içi aramalarla ilgili planlarını derinleştirmesi kuvvetle muhtemel.

Snapchat geçtiğimiz Kasım’da halka arz başvurusunu yapmış ve bu operasyondan 25 milyar dolar değerleme öngördüğünü paylaşmıştı.

Kaynak : webrazzi.com

13 Oca

Opera, Neon adlı konsept internet tarayıcısını tanıttı

Opera, deneysel yeni ürünü olan Neon tarayıcısını tanıttı. Geleceğin internet tarayıcısı olarak lanse edilen Neon, alıştığımız tarayıcılardan oldukça farklı bir tasarıma sahip. Bugün itibariyle kullanıma sunulan Neon, Windows ve Mac için ücretsiz indirilebiliyor.

Pazarın önde gelen tarayıcıları olan Chrome, Yandex, Firefox, Vivaldi, Safari ve hatta firmanın kendi ürünü olan Opera tarayıcısından oldukça farklı olan Neon konsepti, alıştığımız sekme sistemini değiştiriyor. Sekmeleri dikey bir şekilde uygulamanın sağ tarafına alan Neon, tarayıcılara modern bir görünüş kazandırmayı amaçlıyor.

Neredeyse tüm internet tarayıcılarının aynı tasarıma sahip olduğunu düşündüğümüzde ortaya çok başarılı bir iş çıkartan Neon, iki sekmeyi aynı anda kontrol etmenize de olanak sağlıyor. Alıştığımız yer imleri ve görev çubuğunu da sahip olmayan Neon, arka plan olarak bilgisayarınızda kullandığınız arka plan fotoğrafını kullanıyor.

Video ve müzik kontrolüne de imkan sunan Neon, bu yeteneğiyle rakiplerinden ayrılıyor. Örneğin Youtube‘dan bir video açıp başka bir sekmeye geçerseniz videonun durumunu uygulamanın sol üst tarafında bulunan kontrol kısmından görebilir bu videoyu durdurabilir veya tekrar başlatabilirsiniz. Videonun boyutlarını değiştirerek ekranın herhangi bir bölgesine taşıyarak izlemek de mümkün tabii ki bu özelliğin standart Opera tarayıcısında da olduğunu hatırlatalım.

İnternet siteleri içinden görselleri kesip kaydetmenize ve sonrasında hemen uygulama içerisinden paylaşmanıza da olanak sağlayan Neon, ilginç ve kullanışlı özelliklere sahip olsa da kısa zaman içerisinde ana tarayıcınız olamayacak gibi görünüyor. Bunun en büyük nedeniyse Chrome ve Firefox’da bulunan ve internet dünyasında hayatı oldukça kolaylaştıran eklenti desteğinin Neon tarayıcısında bulunmaması.

Opera bugün yaptığı açıklamalarda Neon’un sadece konsept çalışması olduğunu ve Opera tarayıcısının yerini almayacağını belirtti. Ayrıca Neon’la beraber karşımıza çıkan bazı özelliklerin bahar aylarında Opera tarayıcısı için de kullanıma sunulacağını iletelim. Opera Neon tarayıcısını buradan indirebilirsiniz.


Kaynak : webrazzi.com

12 Oca

CES 2017’den akılda kalan çarpıcı ürünler

Programlama dillerini popülerliklerine göre uzun süredir sıralayan TIOBE Index, 2016 sonuçlarını açıkladı. Her yıl en çok popülerlik kazanan programlama dilini ayrıca ödüllendiren TIOBE’nin bu yılki kazananı Google’ın programlama dili Go oldu. TIOBE Index’in değişmeyen şampiyonu Java, 2016’da da zirvedeki yerini korudu.

The TIOBE Programming Community endeksi, programlama dillerinin popülerliğini reyting sistemiyle belirliyor. Dünya çapında dilleri kullanana yetenekli mühendislerin sayısı, kurslar ve üçüncü parti tedarikçileri baz alan endeks, Google, Bing, Yahoo, Wikipedia, Amazon, YouTube ve Baidu arama sonuçlarını da değerlendirmeye alıyor. TIOBE endeksi en iyi ya da en çok kullanılan programlama dilini belirlemek gibi bir kaygısı yok.

TIOBE’nin sonuçlarına göre Ocak 2017 itibariyle dünyanın en popüler 20 programlama dili şu şekilde sıralanıyor:

Listede Go’nun bir yılda reytingini 2.16 puan arttırarak, en hızlı yükselen programlama dili olduğu görülebiliyor. Java en yüksek reytingi almış olsa da, zirvedeki yerini yıllık 4.19 puanlık bir düşüşle koruyor. Apple’ın kısa sürede yükselişe geçen programlama dili Swift ise Go’nun hemen ardından 14’üncü en popüler dil. Ancak reytingi 0.57 puan yükselmiş 2016’da.

TIOBE’nin sıralamalarını kesin sonuçlar olarak görmemek gerekiyor ancak liste, programlama dillerinin popülerlikleri açısından fikir veriyor.

 

Kaynak : webrazzi.com