18 Nis

Kocaman: Birlik üst seviyede


Konya’nın çalıştırıcısı Aykut Kocaman, Trabzonspor galibiyetiyle takımın moral bulduğunu belirterek, “Verilen ara sonrası oynayacağımız G.Antep maçıyla çıkışımızı sürdürmek istiyoruz” dedi. Kocaman, takımda birlik duygusunun üst seviyede olduğunu belirtti.
Kaynak : fotomac.com.tr

18 Nis

Torku Konya 4′te 4 istiyor


Bu sezon ilk kez üç maçta üst üste kazanan Torku Konyaspor gözünü Gaziantepspor maçına çevirdi. Teknik direktör Aykut Kocaman deplasmanda oynayacakları maçın zor geçeceğini belirterek, “Ancak şu anki formumuz ve yakaladığımız havayla üç puana yakınız” dedi.
Kaynak : fotomac.com.tr

18 Nis

Süleyman Şah çekimi

Orgeneral Öztürk, Suriye topraklarında yeni yerine taşınan Süleyman Şah Türbesi’ni TARP podu ile görüntüledi. Orgeneral Öztürk, 1.5 saat süren keşif görevi kapsamında Konya, Kayseri, Adana, Gaziantep ve Şanlıurfa bölgelerinde, 30-110 kilometre mesafelerden keşif fotoğrafları çekti. TARP podunun sahip olduğu güvenli veri bağı kullanılarak çekilen görüntüler, yer istasyonuna aktarıldı. Böylece elde edilen görüntülerin analiz edilmesi hız kazandı. Daha önce bir RF-4E uçağı tarafından 10 keşif görev uçuşunda çekilebilen görüntü, şimdi tek bir uçuşta elde edilebiliyor.  

Kaynak : hurriyet.com.tr

18 Nis

IKEA’nın kablosuz şarj desteği mobilyalarınıza eklenebiliyor

Kişiselleştirme, flat tasarım, (daha) akıllı evler, kitapların, müziğin buluta taşınmasıyla fiziksel depolamanın sonu… Kulağa bir teknoloji şirketinin durum değerlendirmesine ait notlar gibi gelse de bunlar IKEA’nın 2020 yılının ev eşyalarını tasarlarken göz önünde bulundurduğu ön görülerden bazıları.

Bugünden işe başlayan IKEA, bu yönde ilk adımı, kablosuz şarj destekli mobilyalar için geçtiğimiz Mart ayından Samsung ile iş birliği yaparak atmıştı. Ürünlerinin bir bölümünü bu tarihte tanıtan ve İngiltere, İsveç gibi mağazalarında satışa sunan IKEA, kablosuz şarj özellikli mobilyalarının bu sonbaharda ABD’de piyasaya sunulacağını duyurdu. Ürünlerin, büyük olasılıkla tamamıyla, ilgili detayların yer aldığı kataloğunu yayınlayan IKEA, kablosuz şarjı neredeyse bütün ev eşyalarınızın bir parçası haline getirmeye hazırlanıyor.

IKEA’nın yeni nesil mobilyalarında kablosuz şarjlar lambalardan avizelere ve sehpalardan komodinlere kadar birçok eşyanın bir parçası haline geliyor. Kişisel ihtiyacınıza göre istediğiniz mobilyaya entegre ediliyor ya da bardak altlığı gibi taşınabilir halde sizinle her yere geliyor. IKEA’nın 30 dolardan piyasaya sunulacak olan Jyssen şarjları Micke ve Stuva masalarıyla uyumlu olarak geliştirilmiş ve IKEA’dan 5 dolara alabileceğiniz özel bir matkap yardımıyla masaya monte ediliyor.

IKEA’nın evinizi kablo kalabalığından biraz da olsa arındıran yeni nesil şarjlarını telefonunuzla kullanabilmeniz için cihazınızın Qi standardı desteklemesi gerekiyor. Standardı desteklemeyen telefonlar içinse IKEA iPhone ve Samsung Galaxy telefonlara özel hazırladığı kılıflarla cihazlarınıza bu özelliği ekliyor. Kılıfların fiyatları 15 ve 25 dolar olarak belirlenmiş.

Kablosuz şark destekli mobilyaların Türkiye’de ne zaman piyasaya sunulacağıyla ilgili bir açıklama henüz yok, ürünlerin tamamını aşağıdaki IKEA katalogunda görebilirsiniz.

Kaynak : webrazzi.com

18 Nis

Aydın Doğan Ödülü,<BR>yazar Orhan Pamuk’a verildi

Doğan Hızlan başkanlığında, Prof. Dr. İnci Enginün, Prof. Dr. Nüket Esen, Semih Gümüş, Prof. Dr. Handan İnci, Prof. Dr. Turan Karataş, Prof. Dr. Jale Parla, Ömer Türkeş ve Metin Celal Zeynioğlu’dan oluşan Seçici Kurul, 6 Şubat 2015 Cuma günü yaptığı toplantıda; eserleri ile Türk edebiyatına romanın farklı türlerini getirdiği ve bu farklı türlerle kendisini izleyen genç romancılara yeni uygulama ufukları açtığı; burası ve ötesi, dünyevi ve uhrevi, Doğu ve Batı kutuplarını ustalıkla bir araya getirdiği; Türk romanını dünyada temsil eden ustalarımız arasında yer aldığından, 2015 Aydın Doğan Ödülü’nün “roman” dalında Orhan Pamuk’ a verilmesine oy birliği ile karar vermişti.

 

Ödül töreni Hilton Oteli Şadırvan ve Balo Salonu’nda yapıldı. Pınar Ergüner’in sunuculuğunu yaptığı geceye, Aydın Doğan Vakfı (ADV) Kurucusu ve Onursal Başkanı ve Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan, eşi Sema Doğan, Aydın Doğan Vakfı ve Doğan Online Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, ADV Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Doğan TV Holding Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, eşi Yandex Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, oğulları Aydın Doğan Yalçındağ, Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, Doğan Holding İcra Kurulu Başkanı Yahya Üzdiyen, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz, eski bakanlardan Hüsamettin Özkan,  İlhan Kesici, Eyüp Can Sağlık, Tufan Türenç ve eşi Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Murat Yetkin, Doğan Hızlan, işadamı Tuncay Özilhan, Enver Yücel, Mustafa Süzer, Altan Öymen, Fatih Çekirge, geçen yıl Aydın Doğan Ödülünü kazanan fotoğraf sanatçısı Ozan Sağdıç, yine roman dalında İlk Aydın Doğan Ödülü’nü alan Adalet Ağaoğlu, Derya Sazak, Latif Demirci, Volkan Vural, Barış Tünay, Ezgi Başaran, Ferhat Boratav, Taha Akyol ve Aslı Öymen’in de aralarında bulunduğu medya, iş, siyaset ve sanat dünyasından birçok isim katıldı.

Kokteylin ardından devam eden yemekli gecede konuklar Orhan Pamuk’un kitapların bulunduğu ve isimlerinin verildiği masalarda oturdular. Arp sanatçısı Merve Kocabeyler’in mini bir konseriyle başlayan törende Aydın Doğan Vakfı ve Aydın Doğan Ödülü ve seçici kurul üyelerini tanıtan kısa bir film gösterildi.

ORHAN PAMUK’UN ESERLERİ DE
BU YOLDAKİ BAŞYAPITLARIMIN ARASINDA OLDU

 

Daha sonra törenin açılışında konuşan Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, büyük bir yazarı ödüllendirmek için bir araya geldiklerini ifade ederek, “Açık söylemem gerekirse Orhan Pamuk hakkında konuşma yapmak heyecanlandırıyor, biraz da ürkütüyor. Bu kadar büyük bir edebiyat ustası hakkında konuşacak kadar yetkin değilim. Söylediklerimin yetersiz kalacağı endişesiyle, kendisi hakkında konuşma yapmayı sayın jüri başkanımıza bırakmak istedim. Ama vakıf başkanı olarak bu görevden kaçamadım. Dolayısıyla söyleyeceklerimi bir okurun düşünceleri olarak dinlemenizi rica ediyorum. Küçükken oyuncu olmak isterdim. Oyuncu olmak istememin sebebi, farklı hayatları yaşayabilme arzumdu. İçine doğduğumuz kaderin dışında bambaşka hayatları tadabilmek beni çok cezbederdi. Yoksun, güzel, tutsak, özgür, engelli, akıllı, hızlı, yavaş, politik, apolitik… Oyuncu olarak binbir türlü farklı hayatı tatmayı hayal ederdim. Oyuncu olma sevdamdan uzak bir hayat sürmeye başlayınca bu boşluğu kitaplarla doldurdum. Orhan Pamuk’un eserleri de bu yoldaki başyapıtlarımın arasında oldu. Hikayelerin ve karakterlerin içine öyle daldım ki, bambaşka hayatları, bambaşka gerçekleri içimde hissettim” dedi.

DOSTOYEVSKİ’NİN ST.PETERSBURG’U GİBİ
İSTANBUL’U  DÜNYA EDEBİYATINA SOKTU

 

Kendisi için Orhan Pamuk’un kitaplarının hep çok boyutlu olduğunu söyleyen Boyner şöyle konuştu: “Hiçbir kitabında tekdüzelik yoktu. Geçmiş bugüne bağlandı, cansız canlıya bağlandı. Kimi zaman nesiller boyu süren çözülememiş politik ayrışmaları bireye indirgeyerek bize bambaşka kapılar açtı….’Kar’da olduğu gibi… Kimi zaman aşkın nasıl bir tutkuya veya takıntıya dönüşebileceğini gösterirken toplumsal dokumuza dair birçok inceliği tüm açıklığı ile dile getirdi.. ‘Masumiyet Müzesi’nde olduğu gibi… ‘Benim Adım Kırmızı’da bizi gülümsetip şaşırtırken…’İstanbul’da şehrimizi ölümsüzleştirdi. Dostoyevski’nin St.Petersburg’u gibi, İstanbul’u dünya edebiyatına soktu. Bir okuru olarak hayatımı zenginleştirdiği için kendisine gönülden teşekkür ediyorum. 20 yıl önce kurulan Aydın Doğan Vakfı eğitim alanındaki çalışmalarının yanı sıra, ülkemizin sanatının çeşitli alanlarında başarılı olmuş yazar ve sanatçılarımızı ödüllendirerek bir vefa borcunu yerine getirmektedir. Kendi ülkesinde roman dalında ilk büyük ödülünü jürimizden alan Orhan Pamuk’u içtenlikle kutlarım.”

ÖDÜLÜ AYDIN DOĞAN’IN ELİNDEN ALDI

Boyner’in konuşmasının ardından, ödüle değer görülen Orhan Pamuk ile yapılan söyleşi filmi gösterildi. Daha sonra, Aydın Doğan Vakfı (ADV) Kurucusu ve Onursal Başkanı ve Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan, Orhan Pamuk’a 50 bin TL tutarındaki para ödülünü ve Aydın Doğan Ödülü’nü temsil eden heykelciği takdim etti.

ÖDÜL ALMAKTAN, SEVİLMEKTEN DAHA GÜZEL NE OLABİLİR?

 

Ödülü aldıktan sonra konuşan Orhan Pamuk, kendisini bu özel gecede yalnız bırakmayan herkese teşekkür ederek şunları söyledi: “Bu ödül için beni düşünen, beni öneren, beni seçen jüri üyelerine çok teşekkür ederim. Kendim de bir müze sahibi, bir vakıf sahibi olduğum için, bir vakfı yönetmek, faaliyet göstermek için ne kadar titizlik gerektiğini biliyorum. Aydın Doğan Vakfı’nın sahibine ve yöneticilerine çok teşekkür ederim. Ödül almaktan, sevilmekten, ‘aferin çok güzel yazmışsın’ denilmesinden güzel ne olabilir? Bundan 40 yıl önce ilk romanımı yazarken, yayınlanmamış romanlara verilen bir ödüle başvurmuştum. Bu ilk ödülümü yayınlanmamış romanın yayınlanabilmesi şartıyla yazmıştım. Yani o ödülü kazansaydım romanım yayınlanacaktı. Ama 35-40 yıl önce edebiyat ortamımız o kadar zayıf ve gelişigüzeldi ki, benim 600 sayfalık ilk romanımı ödüle rağmen yayınlamıyorlardı. Yayıncı kitabımı yayınlamıyor diye dava açmayı, gazetelere durumu açıklayan ilanlar vermeyi hayal ettiğimi hatırlıyorum. Bu 40 yıl önceydi. O zamanlar Türk edebiyatını kimse tanımaz, kimse Türk romanıyla ilgilenmezdi. Yalnız dünya değil, Türk vatandaşları da ilgilenmezlerdi romanlarla. Çünkü roman zevki olan güçlü bir orta sınıfımız o zamanlar henüz yoktu.”

ROMANCILIĞA BAŞLADIĞIMDA
HALİMİZİ HATIRLATMAK İÇİN BUNLARI SÖYLÜYORUM

 

Pamuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben 1973′te ressam olma düşlerimi bir yana bırakıp, ressam olmak daha da zor diye düşündüğüm için belki, romancı olmaya karar verdiğimde…Türkiye’de senede 40-50 yerli roman yayınlanırdı. Bunların hepsini kitapçılarda görür şöyle bir karıştırır, yarısını, -burada kendisini anmak istiyorum- babamın verdiği harçlıklar sayesinde satın alıp okumaya başlardım. Tabii ki hepsini bitiremezdim. Ama o ayrı bir konu, girmeyelim böyle konulara… O günlerde Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’ı yeni yayınlanmıştı. Bu roman bugün artık bir klasiktir. Bu romanı Oğuz Atay TRT Roman Ödülü’ne katılmak için yazmış. Ödülü başka 7 romancıyla paylaştığı için de, ancak iki cilt halinde, zahmetler sonucunda yayınlanabilmişti. Eskiden ben romancılığa başladığımda halimizi hatırlatmak için bunları söylüyorum. Yine 1970′lerin başında Tanpınar’ın ‘Huzur’unun ilk baskısı yapıldı. Bugün, neredeyse çeyrek yüzyıl sonra anca ikinci baskısını yaptı. Ve tabii ki çok fazla satmıyor, okunmuyordu. Bu ilk baskılar; unutmayalım 3-4 bin olur, 5 yılda tükenmişse, romancı başarılı bulunurdu. Avrupa’da roman sanatı bugünkü haline Balzac, Stendhal, Dickens zamanında, 1850′lerde, yani bugünden 150-160-170 yıl önce kavuştu. Biz de onlardan alıp bu edebiyat biçimini içine kendi dertlerimizi, kendi hayallerimizi, hatıralarımı doldurduk.”

TÜRK ROMANININ GELECEĞİNİN
ÇOK PARLAK OLDUĞUNA İNANIYORUM

 

“Bizim her zaman iki büyük derdimiz olmuştur. Birincisi modern ve şehirli olmak, ikincisi yoksulluktan kurtulmak. Geçenlerde düşündüm de, bu ödülün bana verilmesinde etkili olduğunu düşündüğüm son romanım ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ bile bu konular hakkındadır hala. Ama ben vatandaşlarımızın bireyliğini, tuhaflığını hep asıl hikâye olarak gördüm. Yani kahramanım Mevlüt’ün haline bakıp romancılarımızın hala 40 yıl öncesinin dertleriyle uğraştığını lütfen sanmayın, her şey değişti, demek istiyorum. 1970′lerde henüz yeterince güçlü olmayan romansever bir orta sınıfımız bugün var. Bunun en iyi kanıtı da Türk yayıncılık sanayinin son 15 yılda harikalar yaratarak gösterdiği büyüme, zenginleşme ve çeşitliliktir. Eskiden Türkiye’de 4 bin kitap çıkardı. Ben 4 binini de görürdüm, hepsini takip ederdim. Şimdi hiçbir şey takip edemiyorum. Benim eksikliğimden değil, kitap sanayinde ve başka yerlerde zenginleşmenin boyutları böyle. 1970′de her sene 40-50 yerli roman yayınlanırken bugün rakam 1000′lere ulaşmıştır. Kitapsever bu yeni okurlar, biz romancılardan Tanpınar’ın, Oğuz Atay’ın ve diğer büyük romancılarımızın araştırdığı asıl konulara dönmemizi bekliyor. O da toplumsal dertler kadar, kimliğimiz, kişiliğimiz, kendi özel dünyamız, birey olmamızın renkleridir. İnsanoğlu bu açtığım şeyleri, kimliğimiz, kişiliğimiz, birey olmamızın özel renklerini tarih bize 160-170 yılda gösterdi ki, en iyi romanlarla araştırıyoruz. İnsanoğlu kimliğini, kişiliğini, bireyliğini araştırmak, bu konuyu birbiriyle paylaşmak için romanı icat etti denebilir. Kendimizi en iyi romanlarla anlatıyoruz, insanlığımızı en çok bu yolda derinleştiriyor, araştırıyoruz. Bu yüzden de Türk romanının geleceğinin çok parlak olduğuna içtenlikle inanıyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum.”

AMAÇ, KÜLTÜR VE YAŞAM KALİTESİNİ YÜKSELTMEK

Aydın Doğan Ödülü, ülkemizde kültür, sanat, edebiyat ve bilim eserlerini yaratıcılarının kişiliğinde, çeşitli dallar için verilen uğraşları, özveriyi, kaliteyi ve mükemmelliğinin yanı sıra emek verenlerin çalışma ve birikimleri ile ulusal ve uluslararası platformda övgü kazananları, mesleklerine başladıkları günden bugüne kadar gösterdikleri başarılar doğrultusunda ödüllendirerek, Türk insanının kültürünü ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla veriliyor.

Kaynak : hurriyet.com.tr

17 Nis

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için özel bisiklet tamamlandı

Erdoğan, Dünya Şampiyonu Fabrice Mels’in bindiği bisikletin kadrosu ile aynı özelliklere sahip 20 vitesli, hidrolik frenleri olan, karbon gövdeli bir bisikletle basın turunda pedal çevirecek.

Salcano Bisiklet’in Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun sponsorlarından Bayram Akgül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan özel bisikletin tasarımı ile ilgili olarak açıklamalarda bulundu.

Bisikletin yapıldığı tesiste konuşan Akgül, “Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun hem Türkiye’nin bisikletinin tanıtılması açısından, hem de Türkiye’nin tanıtımı açısından büyük bir şans olarak görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan özel bisiklet ile ilgili bilgiler veren Akgül, “Öncelikle bizim için çok büyük bir gurur. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu Türkiye’nin çok güzel organizasyonlarından biri. İçinde çalışan direktöründen gönüllüsüne, hakeminden herkese çok güzel bir uyum içinde geçen bir yarış. Bu turun da bir parçası olmak bizim için çok önemli. Bu bisikletin özelliği, dünya şampiyonu Fabrice Mels’in kullandığı kadroyla aynı kadroya sahip olması. Cumhurbaşkanımızın bineceği bisiklet 20 vitesli, hidrolik frenleri olan, karbon gövdeli bir bisiklet” diye konuştu.



“Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, bisiklete olan ilgiyi ve satışları nasıl etkiliyor?” sorusuna ise Akgül, “Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu son 8 yılda çok güzel bir noktaya geldi. Bu noktaya gelirken de sektördeki algıyı değiştirdi. 8 günlük çok büyük bir iş ve bu 8 gün de bize şunu getiriyor. Bisikletin gündemde tutulmasını ve bisikletin göz önünde olmasını sağlıyor. Bu açıdan da bisiklet sektörüne son 8 yıldır büyük bir ivme getirdi. Biz bunun daha da ileri gideceğini düşünüyoruz. 1 milyon 250 bin bisiklet satılıyor. Bunun kısa vadede 5 milyon olması lazım. Sanırım hem hükümetimizin hem de bakanlıkların projeleriyle bunun bu noktaya geleceğine inanıyorum” yanıtını verdi.

Bayram Akgül son olarak şunları söyledi;

“İlk hedefimiz Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun, Fransa Bisiklet Turu ve İtalya Bisiklet Turu’nun kademesi olan pro kategoride bir an önce olmasını istiyoruz. Bunun için her şeyimiz hazır. Bunun önünde herhangi bir engel yok. İkinci hedefimiz ise Fransa Bisiklet Turu’nda koşan ilk Türk takımının bir parçası olmak ve ilk Türk sporcusunun da sponsoru olmak.”

ABDULLAH GÜL KÖŞK’TE BÖYLE PEDAL ÇEVİRMİŞTİ


Kaynak : hurriyet.com.tr

17 Nis

Dünya Bankası’ndan Türkiye için çok önemli uyarı

Dünya Bankası Türkiye’ye yönelik büyüme tahminlerini açıkladı ve seçimlerle ilgili uyarılarda bulundu.  

Dünya Bankası’na göre Türkiye’nin 2015 sonunda yüzde 3 büyümesini beklediğini belirtti.

Banka, 2016 yılı için büyüme tahminini yüzde 3,9 2017 için yüzde 3,7 olarak açıkladı.  

YATIRIMCI UYARISI  

Dünya Bankası’ndan yapılan açıklamada seçimlere yönelik uyarıda geldi.

Banka, önümüzdeki genel seçimlere yönelik belirsizliğin yatırımcı davranışlarını olumsuz etkilemeye devam ettiğine işaret etti. 

Notta, “Önümüzdeki genel seçimlerle ilgili belirsizlik yatırımcı davranışlarını olumsuz etkilemeye devam ediyor; güvenin yeniden tesis edilebilmesi için yapısal reformların hızlı bir şekilde uygulanması kritik önem taşıyor” denildi.

CARİ AÇIK TAHMİNİ

Dünya Bankası, Türkiye’de bu yıl cari açığın 34,6 milyar dolar olmasını beklediğini belirtti. 2016 yılı için beklentisini ise 41,5 milyar dolar olarak açıkladı. 

Banka enflasyona yönelik tahminlerini de dile getirdi.

Bankadan yapılan açıklamada yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 7 olarak belirlendi.   

 

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

17 Nis

Bursa maçının biletleri satışta


F.Bahçe’nin 20Nisan Pazartesi günü saat 20.00′de Bursa ile oynayacağı Süper Lig maçının biletleri satışa çıktı. Dün Divan Kurulu, kongre üyeleri ve temsilci üyelere satılmaya başlanan biletler; bugünden itibaren Premium Kart ve FB Kart sahipleri ile Fenercell abonelerine, yarın da genel satışa sunulacak. Bilet fiyatları şöyle: Migros tribün 40 TL, Fenerium Üst H-I 70 TL, Fenerium Üst-Maraton Üst 90 TL, Fenerium Alt-Maraton Alt 145, 175, 200 ve 220 TL.

Kaynak : fotomac.com.tr

17 Nis

Ayağının dışına kurban


Beşiktaş taraftarı, Bayern Münih maçında 2 gol atıp ‘gecenin adamı’ olan Portolu Quaresma’yı unutmadı. Siyah-beyazlılar, Twetter’da 90 bin mesaj atıp Q7′ye övgü yağdırdı: Güne, yaşayan efsane Q7 gibi uyandım… Ayağının dışına kurban olsunlar senin…
Kaynak : fotomac.com.tr

17 Nis

Üç partiden ortak açıklama

Yapılan açıklamada, “Avrupa Parlamentosu’nun Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm İmparatorluk halkı için trajik olan bir dönemine yönelik seçici ve tek taraflı yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğu, Birinci Dünya Savaşı koşullarında Anadolu’daki tüm halkların çektiği acıya duyarsız kalarak sadece Ermenilerin acılarını yücelttiği bu yakışıksız karar, kabulü mümkün olmayan yok hükmünde bir karardır”

“KABULÜ MÜMKÜN OLMAYAN YOK HÜKMÜNDE BİR KARARDIR”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklama şöyle; “Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nun 1915 olayları konusunda 15 Nisan 2015 tarihinde kabul ettiği kararı, her bakımdan fevkalade talihsiz buluyor ve esefle karşılıyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm İmparatorluk halkı için trajik olan bir dönemine yönelik seçici ve tek taraflı yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğu, Birinci Dünya Savaşı koşullarında Anadolu’daki tüm halkların çektiği acıya duyarsız kalarak sadece Ermenilerin acılarını yücelttiği bu yakışıksız karar, kabulü mümkün olmayan yok hükmünde bir karardır.”

KILIÇDAROĞLU’NDAN ORTAK BİLDİRİ ÇAĞRISI

“TARİH VE HUKUKU HİÇE SAYMASI ANLAMINA GELMEKTEDİR”

“Bu kararıyla Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği adına hukuka aykırı şekilde adeta yargılama yetkisini eline alarak, ülkemize ilişkin tarihsel gerçekle bağdaşmayan haksız suçlamalarda bulunmakta ve kanaat üzerinden insafsızca hüküm vermektedir. Parlamentonun, kendini tarihçilerin ve uluslararası mahkemelerin yerine koyarak tarih yazması ve soykırım gibi çok ciddi bir suç hakkında hüküm vermesi, hem insan haklarını, hem adaleti, hem de tarih ve hukuku hiçe sayması anlamına gelmektedir.”

“BU TARAFGİR YAKLAŞIMI ŞİDDETLE KINIYORUZ”

“Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı sırasında, diğer Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı herkes gibi yaşadıkları acıları paylaşmak tabiatıyla bir insanlık vazifesidir. Ancak bu acıları, evrensel değerleri göz ardı ederek ve uluslararası hukuku çarpıtarak, siyasi amaçlarla ve Türkiye karşıtlığı için istismar etmek kesinlikle kabul edilemez. Avrupa Parlamentosu, çağrılarımıza rağmen, sorunu derinleştirmeyi tercih etmekte, konunun tarafsız ve bilimsel şekilde araştırılmasından kaçınan Ermeni tarafını bu yönde diyaloğa teşvik etmek yerine iki toplum arasındaki uçurumu daha da derinleştirmektedir. Avrupa Parlamentosu’nun varoluş nedenini teşkil eden, savaş ve çatışma yerine barış, hoşgörü ve ortak geleceğin oluşturulması fikri hilafına benimsediği bu tarafgir yaklaşımı şiddetle kınıyoruz.”

Kaynak : hurriyet.com.tr