22 Mar

Instagram’a canlı yayınları kaydetme özelliği geldi

İlk olarak Kasım ayında karşımıza çıkan ve Ocak’ta da tüm dünya için kullanıma sunulan Instagram canlı yayınlarına, biten yayınları kaydetme özelliği geldi. Başta Snapchat mantığıyla çalışan Instagram canlı yayınları, yayının bitmesinin ardından tamamen siliniyordu.

Bugün kullanıcılara sunulan özellikle beraber, canlı yayının sonunda sağ üst kısımda ortaya çıkan kaydet butonu sayesinde yapılan yayınları kaydetmek mümkün. Canlı yayınları kaydetme özelliği gelmiş olsa da, kaydedilen yayınların takipçiler tarafından tekrar izlenmesi mümkün değil.

Kısacası sadece yayını yapan kullanıcı tarafından ulaşılabilecek olan kaydedilmiş canlı yayınlar, yayın sahibinin galerisine kaydolacak. Facebook Live ve Persicope gibi önemli platformların uzun zamandır canlı yayınları kaydetme özelliğine sahip olduklarını da hatırlatalım.

Kaydedilen canlı yayınların sadece ham video olarak kaydedildiğini yapılan yorum ve beğenilerin içerisinde yer almadığını da belirtelim. Instagram 10.12 versiyonunda kullanıma sunulan canlı yayınları kaydetme özelliği, hem iOS hem de Android platformları tarafından kullanılabiliyor.

Kaynak : webrazzi.com

21 Mar

Bosch’tan nesnelerin interneti için 4 yeni çözüm

Teknoloji devleri sektörün geleceğin olarak görülen nesnelerin interneti üzerinde çalışmalar yapmaya devam ediyor. Almanya merkezli Bosch, nesnelerin interneti için geliştirdiği 4 yeni çözümle karşımıza çıktı. Dünyanın en önemli otomotiv parça sağlayıcılarından biri olan Bosch, yolculuklarını daha güvenli bir hale getirmek için otomobilleri akıllı bağlanabilirlik çözümleri ile donatacak.

Otomobilleri kişisel asistanlara dönüştürmek isteyen Bosch, Automotive Cloud Suite teknolojisi sayesinde bulut sistemini otomobillere getiriyor. Ağa bağlı otomobiller üzerinde çalışan Bosch, yanlış yön uyarısı ve araç arızaları için teşhis gibi pek çok özellik sunacak.

Bosch’un start-up şirketi olan Deepfield Robotics, geliştirdiği sensörler sayesinde çiftçilere çilek yetiştirme konusunda yardım edecek. Hava ve toprağın nem ve sıcaklık değerlerini ölçen sensörler geliştiren Deepfield Robotics, elde ettiği bilgileri bulut vasıtasıyla çiftçilerin akıllı telefonlarına aktaracak. Elle ölçümlerin önüne geçerek zamandan ve paradan tasarruf sağlamayı amaçlayan Bosch, çiftçilerin işini oldukça kolaylaştıracak.

Ağa bağlı üretim hatları üzerinde de çalışan Bosch, geçmişte sadece belli bir parçayı üretebilen üretim hatlarını bağlanabilirlik sayesinde birden fazla parça üretebilen hatlara dönüştürecek. Akıllı vurgulama teknolojisi sayesinde takılacak bir sonraki parçanın hangisi olduğunu çalışanlara iletebilen Bosch, hata durumlarında anında uyarı mekanizmalarına da sahip.

Otomobil tamirlerini daha hızlı bir hale getirmek için arttırılmış gerçeklik uygulamaları kullanan Bosch, akıllı gözlükler sayesinde otomobillerin röntgenini çekecek. Hatalı kodları ve düzensizlikleri otomobil tamirhanesi personeline gözlük ve tablet yardımıyla iletecek olan Bosch, bu sayede karmaşık sayılabilecek tamir işlemlerinin çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşmesine olanak tanıyacak. Tamirin her aşamasında personele destek verecek olan Bosch, zamandan tasarruf da sağlayacak.

Kaynak : webrazzi.com

21 Mar

2030’lu yıllarda trafik sıkışıklığı diye bir şey olmayabilir

Kendi kendine giden ve kesintisiz bir şekilde birbiriyle bağlantılı otomobillerin, trenlerin, otobüslerin olduğu bir dünya hayal edin. Sizce böyle bir dünyada trafik sıkışıklığı diye bir şey olabilir miydi? Üstelik bu sayede araç park alanı olarak ayılmış milyonlarca kullanılamayan bölge yeşil parklara dönüştürülebilir. Küresel Gelecek Konseyi üyesi ve İsveç Sürüş Komisyonu Başkanı Catharina Elmsäter-Svärd, 2030 yılında yaşadığımız dünyanın böyle bir dünya olabileceğini ve daha fazlası olabileceğini söylüyor.

Hareketli bir geleceği neden düşünmeliyiz? 

Dünyanın her yerinde şehirler inanılmaz bir hızla büyüyor. İnsanlar genelde bir şehirde yaşıyormuş gibi görünse de aslında farklı mahallelerde yaşıyor, üretiyor ve tüketiyor. Bir çok kişinin şehirlerde yaşamasının temel nedeni zorunluluk ve bu durumun boyutunu anlayabilmek için otobüs duraklarında ve trafikte geçirilen zamana bakmak yeterli. Ne kadar çok boşa giden zaman varsa o kadar çok “zorunluluk” olduğunu anlayabilirsiniz.

Kentsel hareketliliğe önem vermemiz gerekiyor çünkü salınan gazlar dolayısıyla sağlığımız, kazalar nedeniyle hem sağlığımız hem ekonomimiz ve en önemlisi de trafikte boşa harcanan zamanlar dolayısıyla üretimimiz ciddi oranda zarar görüyor. Bu nedenle kentlerde hareketliliğe verilen önem en az geleceğin eğitim ve sağlık sistemine verilen önem kadar fazla olmalı. Hatta tüm bunların bir bütün olduğunu anlamalıyız.

Bkz: Sürücüsüz otomobiller yaygınlaştıkça otomobil sahipliği azalacak mı?

2030 yılında kentler ne kadar farklı olabilir?

Catharina Elmsäter-Svärd, World Economic Forum’da yazdığı yazısın’da; 2030 yılında bir otomobile sahip olmaktansa paylaşım ekonomisinden faydalanarak ihtiyacımız olduğunda bir otomobil çağıracağız ve biz işimizi tamamladıktan sonra bu otomobil bir başka kişinin ihtiyacını karşılamak için yola koyulmuş olacak. Bu sayede hem trafikteki otomobiller azalacak, hem trafik kazaları azalacak hem de gürültü ve hava kirliliği ciddi oranda azalmış olacak. “Bir hizmet olarak hareketlilik” kavramı, otomasyon, sayısallaştırma ve paylaşım ekonomisinin bir parçasıdır.

Tabi paylaşım ekonomisi, kentsel hareketliliğin 2030 yılına kadar nasıl bir değişime uğrayacağının sadece bir parçası. Otomobiller, trenler, otobüsler, bisikletler ve yürüyen kişiler de dahil her şeyi birbiriyle bağlantılı olabildiği bir gelecek hayal edebiliriz.

İnsanlar ve eşyalar için farklı hareket ve taşıma sistemleri geliştirilecek ve bu sürecin bazı noktalarında mini robotlar işleri tamamlayacak. Trafik, gürültü ve kirlilik azalınca ve daha az ihtiyaç duyulan parklar yaşam alanlarına dönüştürülünce artık kentler daha yaşanabilir hale gelecek.

Hükümetler ne yapmalı?

Düzenlemelerdeki ilerleme hızlandırılmalı. Otonom araçlarda sigortanın nasıl işleyeceğine ve sorumlunun kim olacağına dair sorular ve tartışmalar her geçen gün büyüyor. Hükümetler bu konun altyapı çalışmalarına ve yasal düzenlemelerine hızlıca başlamalı. Belediyeler bazında her yıl yapılan bütçe planlama çalışmaları yatırımları hızlandırabilecek şekilde değişmeli ve yeni yatırımlar için yaratıcı yollar bulmalı.

Tabi genel yapılabilecekler dışında her şehrin yerel problemleri de bulunuyor. En kolay şekilde bu yerel problemleri aşabilmek için yeni yapılan konutlar ve yerleşim yerlerinde geleceğin otonom araçlarına yönelik planlamalar yapılmalı. Toplu taşıma sistemleri ve otonom araçların bir arada yaşayacağı şehirlerin inşaasına şimdiden başlamalı.

Bu durumu bir “taşıma” probleminden çok daha ötede görmemiz gerekiyor. Bu durumu bir çevre, ticaret ve sağlık konusu olarak ele alabilirsek geleceğin şehirlerinden elde edilebilecek fayda maksimum seviyelere çıkabilir. Böylece herkes net bir kazanç sağlamış olur!

Kaynak : webrazzi.com

21 Mar

Y Combinator, yapay zekâ girişimlerine özel bir program başlattı

ABD’nin en önemli girişim hızlandırma programlarından biri olan Y Combinator, yapay zeka girişimlerine odaklanacak yeni programı YC AI’ı tanıttı.

Genç yaşta geliştirdiği arama motorunu Apple’a satma başarısı gösteren Daniel Gross’un paylaştığı bilgilere göre Y Combinator, şu anda yapay zeka tabirinin abartılıp abartılmadığıyla fazla ilgilenmiyor. Uzun vadede yapay zeka dikeyini demokratikleştirmek için yola çıkıyor ve bu alandaki girişimleri keşfedip daha ileri noktalara taşımak istiyor.

Y Combinator’ın genel dinamiklerinin yanında bu birime seçilen girişimler makine öğrenmesi konusunda deneyimli uzmanlardan destek alacak, işlemci ihtiyaçları için fazladan bulut bilişim kredisine sahip olacak ve bu alandaki liderlerin özel konuşmalarıyla kendilerini geliştirecek.

Erken aşama girişimleri keşfetmek isteyen YC AI, her endüstride insanlara düşen işleri yapay zeka sayesinde kolaylaştırmak istiyor. Daniel Gross, internetin hayatımıza girmesinden sonraki büyük teknolojik sıçramanın ‘yapay zeka‘ ile olacağını söylüyor ve robotik dikeyinde insanları angarya işlerden kurtarmayı hedeflediklerini aktarıyor. Yani gelecekte insanların fabrikaları robotlara teslim edeceğinin sinyallerini veriyor.

Y Combinator’ın bu dikeye açılması dikkat çekici olsa da sürpriz sayılmaz. Zira son yıllarda dikey yönelimlerin arttığını görüyoruz ki bunlardan bir kaçını şöyle sıralayabiliriz;

  • SOSV: biyotek, donanım, gıda, mobil ve akıllı şehir girişimleri için farklı programlar düzenliyor
  • Acceleprise, AngelPad: B2B girişimlerini destekliyor
  • Yield Lab, Thrive, Terra: Tarım teknolojilerine odaklanıyor
  • Starburst, LightSpeed Innovations: Havacılık ve uzay girişimleriyle ilgileniyor

Kaynak : webrazzi.com

21 Mar

Anneysen.com yenilenen arayüzüyle pazar yeri modelini devreye aldı

Geçen yılın Temmuz ayında Düğün.com tarafından satın alınan Anneysen.com‘un arayüzünü tamamen yenilediğini ve geldiği son noktayı öğrendik.

Anneysen.com bildiğiniz gibi hamileler başta olmak üzere annelerin hayatını kolaylaştırmayı amaçlayan bir platform olarak kurulmuştu. Aldığımız bilgilere göre Anneysen.com hem yeni arayüzünü kısa süre önce yayına aldı, hem de annelerin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmet önerileri yapmaya başladı. Artık hamileliğinin başlarındaki bir anne adayı konumuna göre en iyi uzmanları, laboratuvarları bulabiliyor veya anneler çeşitli organizasyon firmalarını, aile ve doğum günü fotoğrafçılarını bulunabiliyor.

Pazar yeri modelindeki tecrübesini Anneysen.com’da ortaya koyan Düğün.com, yenilenen yapısıyla Anneysen.com’u kendi dikeyinde hem en büyük içerik platformu hem de en büyük pazar yeri haline dönüştürmeyi hedefliyor. Aldığımız rakamlar da Düğün.com’un bu iddiasını destekler gözüküyor.

3 bin hizmet veren bir arada

Aylık ortalama 1.5 milyon ziyaret ve 1 milyon ziyaretçi alan Anneysen.com, yenilenen ara yüzüyle son bir ay içinde üye sayısında 6 kat, her gün üyeler tarafından oluşturulan soru sayısında da 5 kat artış yakalamış. Hizmet veren firma sayısıysa an itibarıyla İstanbul, Ankara, İzmir’de 3.000’e ulaşmış. 

Aldığım yeni bilgilere göre Anneysen.com, çok yakın zamanda listelediği ve önerdiği hizmet veren firmaların yanında annelerin ihtiyaç duydukları en temel ürünleri de (bebek arabası, oto koltuğu, mama sandalyesi, beşik, yatak vb.) fiyat kıyaslama modeliyle ekleyecek. Hizmet veren tarafında da Türkiye’nin diğer şehirlerine açılacak. Keza kişisel e-postalar ve tarayıcı bildirimleriyle de içeriklerini daha dinamik bir şekilde kullanacak.

Türkiye’de pazar yeri modelini içerik desteğiyle yükselten Düğün.com’un kendi dikeyindeki popüleritesi malum. İlerleyen dönemde anne-bebek-çocuk dikeyinde de benzer bir konuma ulaşması da pekala mümkün gözüküyor.

Hatırlatmak gerekirse Anneysen.com, Ocak 2010 yılında Pınar Şimşek ve Aylin Çakır tarafından kurulmuş ve 2012’de Çağlar Erol’dan yatırım almayı başarmıştı.

Kaynak : webrazzi.com

18 Mar

Spotify ücretsiz kullanıcıların bazı müziklere erişimini neden kısıtlamaya başlıyor?

Spotify, farklı içerikleri platformuna dahil etse de hala dünyanın en büyük online müzik dinleme servisi olma ünvanını koruyor. 50 milyonu ücretli abone olmak üzere 100 milyon aktif kullanıcısı olduğunu açıklayan şirket, yayın politikasında önemli bir değişikliğe gidiyor. Financial Times’ın haberine göre Spotify, ücretsiz kullanıcıların bazı şarkılara erişimini kısıtlamaya başlayacak.

Spotify’ın karlılık sorunu ve yoğun rekabete karşı yanıtı olarak düşünebileceğimiz sınırlama, bazı içeriklerin özel hale getirileceği anlamına geliyor. Haliyle bu özel içeriklere de yalnızca ücretli üyelerin erişimi sağlanacak. Halihazırda Apple Music ve Tidal’ın uyguladığı bu stratejiyi kısmen takip eden Spotify, böylelikle ücretli aboneliği özendirecek. Bunun karşılığında ise ücretsiz çalınan şarkıların sayısının azalması söz konusu olacak. Peki neden?

Öncelikle Spotify’ın ücretli üyelerinin artması, kayıt şirketlerine daha fazla telif ödeyeceği anlamına geliyor zira ücretsiz katmanda çalınan şarkılar için telif ücretleri daha düşük. Spotify’ın buna rağmen özel içeriğe yönelmesi ise, söz konusu özel içeriklerin dinlenme sayılarıyla milyonlara ulaşma potansiyeline sahip olması. Bugünkü durumda Taylor Swift’ten Beyoncé’ye onlarca şöhretin yeni albümlerinin günler bazen haftalar sonra Spotify’da yer alması önemli bir sorun ve Spotify bu soruna artık bir çözüm bulmayı umuyor.

Premium kullanıcılara özel teklifler sunulması, Spotify’ın 2014 sonunda Taylor Swift ile yaşadığı krizden sonra edindiği tutumu değiştirmeye başladığı anlamına geliyor. Geçen zaman, Spotify’ın haklı ya da haksız olduğundan bağımsız, dönüşümüne devam eden endüstri için doğru pozisyonun ne olduğunu anlamasına fazlasıyla yetmiş olmalı.

Kaynak : webrazzi.com

17 Mar

Criteo Türkiye’nin yeni Ülke Direktörü Murat Kalafat oldu


Reklam ve performans pazarlaması teknolojileri geliştiren Criteo‘nun Türkiye’deki operasyonlarının başına Murat Kalafat getirildi. Kalafat, Criteo’da Türkiye Ülke Direktörü olarak görev yapacak.

Kariyerine telekomünikasyon sektöründe başlayan Murat Kalafat performans pazarlaması dikeyine yönelmiş ve önce Zanox Ülke Yöneticisi, son olarak da Avrupa’nın en büyük dergi yayinevi olan Gruner + Jahr’in iştiraki olan Ligatus’un Türkiye Müdürü olarak  görev yapmıştı.

2012 yılı Aralık ayında başladığı Ligatus’taki görevinden ayrıldığını duyuran Kalafat, artık Criteo’nun Türkiye’deki büyümesi için çalışacak. Paris merkezli Criteo da uluslararası bir performans pazarlaması şirketi ve Türkiye’de 5 yıldır operasyonlarını sürdürüyor. 2015 sonu itibarıyla Criteo’nun dünya çapında 27 ofisi ve on binden fazla reklamveren müşterisi bulunuyordu.

Criteo’nun Türkiye pazarındaki büyümesini izlemeye devam edeceğiz ki geçtiğimiz yılın yaz aylarında Criteo Türkiye’nin yeni ofisini de Girişim Ofisleri programı için ziyaret etmiştik.

Kaynak : webrazzi.com

10 Mar

Arçelik, yeni nesil üretim ve çalışma ofisi Arçelik Garage’ı tanıttı [Video]

Türkiye’de Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan şirketlerden biri olan Arçelik, Çayırova/Kocaeli tesisinde kurulan Arçelik Garage adlı ortak üretim merkezini, TECH PRO Akademi eğitim programını ve Atölye 4.0 akıllı fabrika sistemini bugün basın mensuplarına tanıttı.

Arçelik’in Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oğuzhan Öztürk ve Ar-Ge Direktörü Cem Kural’ın katıldığı tanıtımda Türkiye’nin en fazla patent alan şirketlerinden birinin yeni dünyaya uyum sağlama çabasına şahit olduk. Arçelik Garage, kısaca açık ofis konseptiyle tasarlanan bir üretim merkezi ve son teknoloji ürünü 3 boyutlu yazıcılardan CNC tezgahlara ve ‘maker’lara hitap eden birçok cihaza sahip bir merkez. 

Arçelik Garage’ın farklı disiplinlerden çalışanları barındıran (multidisipliner) ve hiyerarşi olmayan bir merkez olduğunu söyleyen Oğuzhan Öztürk, bu çatı altında girişimci ruhla çalıştıklarını söyledi ve ‘Fast Track’ adlı fikir/ürün geliştirme sürecini şöyle özetledi;

  • Ideathon: Fikir yaratma süreci
  • Makeathon: Ürünün ilk halini ortaya çıkarmak
  • Bootcamp: Ürünü geliştirmek ve gerçek protopi üretmek
  • Demo Day / Pitching / C-Suit: Şirket çalışanları, müşterilerin de dahil olduğu geniş bir katılıma sunum yapmak

Endişeli bir anne FBI’dan daha iyi araştırma yapar.” diyen Öztürk, Amerikan girişimlerin ayrılmaz parçası olan ‘garaj’ların aslında annelerin işe karışmadığı birer serbest çalışma ortamı olduğunu söyledi ve Garage ile o aranılan ortamı sunmayı hedeflediklerini söyledi. Öztürk, profesyonel iş gücünün dijitale kaymasına dair de şu rakamları verdi;

  • Dünyada işlerin yüzde 90’ı dijital beceri gerektiriyor
  • 2020 yılında Avrupa’da 825 bin bilgi-iletişim iş açığı olması bekleniyor.
  • 2020 yılında aBD’de 200 bin yazılımcı iş açığı olması bekleniyor.
  • Türkiye’de 2,2 – 3,6 kat yatırım geri dönüş beklentisi (öngörülen iş alanlarında)
  • Türkiye’de yaklaşık 50 bin kişilik iş gücü artışı beklentisi

Hiyerarşiden uzak ve açık ofis konseptiyle geniş bir alana yayılan Arçelik Garage’ın hedefi ise 3 başlık altında toplanıyor;

  • Sadece 1 günde gerçek ürün kalitesinde prototipleme ile pazara giriş süresini kısaltmak.
  • Ortak çalışma alanı (coworking space) ile yaratırcılığı artırmak.
  • “Fail Fast, Fail Early then Succeed” girişimcilik ruhunu kazandırmak.

Arçelik’in robot sayısı Türkiye’deki diğer sanayi kuruluşlarındakilerin 25 katı

Türkiye’deki diğer sanayi üretim robotlarından 25 kat daha fazla robot sahibi olduklarını söyleyen Öztürk, ‘Dijital İpek Yolu’na giden bir dönemde Türkiye’nin bölgesel anlamda veri merkezi, geniş bant bağlantısı, e-ticaret merkezi olması gerektiğini; yerel yazılım desteğinin yanında küresel rekabete de yüzünü çevirmemesi gerektiğini paylaştı.

TECH PRO Akademi: Şirket içinde yeni bir üniversite

Arçelik Garage, Arçelik içinden ve dışından konuşmacıların katıldığı Garage Talks adlı etkinliklere de ev sahipliği yapıyor ama bir de TECH PRO Akademi adlı sistematik bir eğitim programı var. Arçelik’in ‘yeniden öğretim’ kapsamında çalışanlarını eğittiği bu program 4 yıllık bir dönemi kapsıyor ve şu konulara odaklanıyor.

  • Geleceğe dönük mühendislik teknolojileri
  • Veriye dayalı karar verme
  • İleri istatistik
  • Veri analitiği
  • Network ve veri güvenliği
  • Nesne tabanlı programlama
  • Bulut veri yönetimi

Oğuzhan Öztürk; “Fikir üretim üssünde yıllık hedefimiz 20 bin fikir ve 200 ürün ortaya çıkartmak. İki buçuk aylık çalışmalarımızla bu hedefi aşabileceğimizi görüyoruz. Atölye 4.0 (Arçelik Advanced Robotics Lab) ise yeni nesil fabrika deneyimini bize yaşatıyor ve burada ileri teknoloji ürünü robotlarla üretim yapıyoruz.” diyerek üretim hedeflerine dair rakam da paylaşmayı ihmal etmedi.

Atölye 4.0: Endüstri 4.0 dönüşümünün çekirdeği

Ar-Ge Direktörü Cem Kural ise Atölye 4.0 adlı yeni nesil robotik teknolojilere dayalı üretim tesisi hakkında bilgiler paylaştı ve Arçelik’in Endüstri 4.0 yaklaşımından örnekler sergiledi. Aldığımız bilgilere göre Arçelik Atölye 4.0 konseptiyle yüksek otomasyon, veri madenciliği ve analitiği, yüksek verimlilik ve kalite odaklı çevik üretim sistemleri üretim bantlarına entegre etmek istiyor ve bu alanda pilot projeler yapıyor. Arttırılmış ve sanal gerçeklik, insan-robot etkileşimli iş istasyonları ve karar verebilen akıllı otomasyon sistemleri de yine bu yapı altında geliştiriliyor.

Son olarak Arçelik’in Herb Garden adlı ‘ev içi bostan’ diyebileceğim bir ürünü ve farklı pişirme teknikleri uygulayan çok sensörlü yeni nesil bir fırını da bu etkinlikte tanıttığını ve önümüzdeki dönemde bu ürünleri piyasaya sunacağını da paylaşayım.

Kaynak : webrazzi.com

09 Mar

Avrupa’da rüzgardan elde edilen enerji miktarı, kömürden üretilen enerjiyi aştı

Bir çok kişi fotovoltaik güneş panellerine daha çok aşina olsa da büyük ölçekli yenilenebilir enerji üretiminin en önemli oyuncularından biri rüzgar enerjisi.

Avrupa’da ilk kez kurulu rüzgar enerjisi gücü, kömürle çalışan elektrik santrallerinin toplam enerji üretimini aştı. Bu artış dolayısıyla önümüzdeki 10 yıl içerisinde hem karada hem de denizde kurulacak rüzgar enerjisi gücünün kat kat artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

WindEurope tarafından yayınlanan istatistiklere göre 2016 yılında 26 AB üyesi ülkede kurulan yeni rüzgar türbinlerinin üretim kapasitesi 12.5 gigawatt’a kadar çıkmış. Bu türbinlerin %10’undan biraz fazlası denizde kurulmuş. 2015 yılına nazaran rüzgar projelerinin azalması bekleniyordu fakat Almanya 2016 yılı başında yeni teşvikler vererek daha fazla projenin kurulması ve kurulananların daha hızlı tamamlanmasını sağlamış.

Avrupa’da kurulu toplam rüzgar enerjisi gücü 154 gigawatt’a kadar çıkmış durumda. 2016 yılında eklenen yeni tesisler sayesinde ilk defa kömürden elde edilen enerjiden daha fazlası elde edilmeye başlanmış. Kömürden şu nada 152 gigawatt kadar enerji elde ediliyor. Bu artış sayesinde bazı eski kömür santrallerinin kapatılması sağlanmış. Şu anda rüzgar türbinleri ve güneş panelleri sayesinde elde edilen yenilenebilir enerji Avrupa’nın toplam enerji ihtiyacının %10 kadarını karşılayabiliyor.

Geçtiğimiz yıl Avrupa’da rüzgar türbinlerine yapılan yatırım miktarı 30 milyar doları aşmış. Bu yatırımın %44’ünü Almanya tek başına yapmış.

Uzmanlara göre ilerleyen yıllarda denize kurulacak olan rüzgar türbinlerinin oranları çok daha fazla olacaktır. İngiltere, artık rüzgar türbinleri için finansal teşvik vermeme kararı aldığı halde denizlerde kurulacak olan türbinler için 2020 yılına kadar teşvik vermeye devam edeceğini açıklamış.

Avrupa ülkeleri yenilenebilir enerjiye yaptıkları yatırımı her geçen yıl artırırken Fransa, şu anda enerji ihtiyacının neredeyse yarısının nükleer santrallerden karşılıyor ve nükleer enerjinin de düşük karbon salınımı nedeniyle kullanımının arttırılabileceğini düşünüyor.

Kaynak : webrazzi.com

04 Mar

Snap, borsadaki ilk gününü yüzde 44 primle kapattı

Halka arzını gerçekleştiren Snap, başarılı bir günün ardından günü yüzde 44 prim yaparak kapattı. Snapchat‘in çatı şirketi Snap’in 17 dolardan satışa sunulan hisseleri halk arzın gerçekleştirilmesinden kısa süre sonra 25 dolar seviyelerine çıktı ve günü 7.48 dolar artış göstererek 24.48 dolardan kapattı.

Başarılı ilk günün ardından yaklaşık 34 milyar dolar değere sahip olan Snap, daha ilk gününden Twitter, Seagate, Viacom, American Airlines ve Ferrari birçok önemli şirketi geride bırakmayı başardı. New York borsasının en popüler hisse senedi konumunda olan Snap’in 215 milyon hisse senedi el değiştirdi.

Hisse senetlerinin 9.05 dolar artış göstererek 26.05 dolar seviyelerine kadar çıktığını da ekleyelim. Son olarak halka arzının ilk gününü Alibaba, Facebook ve Google‘dan daha başarılı bir şekilde geçiren Snap’in LinkedIn, Twitter ve Yelp’in ilk gün performanslarının gerisinde kaldığını da belirtelim.

Kaynak : webrazzi.com