31 Mar

İlk Twitter hesabı ‘hack’lendi ikincisi engellendi

Savcının rehin alınmasıyla ilgili örgüt adına fotoğraf ve yazı paylaşımı yapan ilk hesabın kapanması sonrasında yeniğ bir hesap açıldı.

@umutbizde12345 adlı hesaptan da bazı paylaşımlar yapıldı. Akşam saatlerinde bu hesabın Twitter tarafından ebgellendiği görüldü.

 

Yasa dışı bir örgüt tarafından kullandığını iddia edilen ilk Twitter hesabı ise hack’lenmişti.

@aysekosan123 kullanıcı adıyla 27 Mart’tan itibaren paylaşımlarına başlayan hesap, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alındığı fotoğrafları anlık olarak paylaşmasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Bozuk bir Türkçe ile paylaşımların yapıldığı gözlenen Twitter hesabının ilk paylaştığı tweet’lerin ise örgüt içerisindeki bir türlü gizli mesajlaşma olabileceği öne sürülüyor.        

Hesaptan en son “Bu hesaba el konulmustur” ve “Her şey TÜRK Halkı için” paylaşımları yapılırken, önceki paylaşımlarının tamamının silinmesi ise dikkat çekti.


 

Kaynak : hurriyet.com.tr

31 Mar

EMO’dan elektrik kesintisinin nedenine dair şok tahmin

EMO Genel Merkez Müdürü Emre Metin, Hürriyet’e yaptığı değerlendirmede kesintilerin iki nedeni olabileceğini söyledi. Metin, “Frekans kopması nedeniyle gerçekleşmiş olabilir ki; dün ya da 1 gün önce Avrupa Şebekesinden anlık olarak koptuk. TEİAŞ buna gerekçe olarak Adana’da bir santralin devreye girmemesini gösterdi” dedi.

Metin, elektrik fiyatlarının anlık olarak belirlenmesi nedeniyle elektrik üreten bazı özel santrallerin ‘düşük fiyat’ saatlerinde elektrik satmak istemediklerine dikkat çekti. 2007 yılında Ege Bölgesinde 19 ilin karanlıkta kaldığını anımsatan Metin, “1 gün boyunca karanlıkta kalmışlardı çünkü özel santral devreden çıkmıştı. EPİAŞ fiyatları anlık belirleyince bazı santraller, ‘arıza bildirimi’ yaparak devreden çıkıyor. Çünkü zararına çalışmak istemiyor. Onların devreden çıkması diğerlerini de etkiliyor ve bir zincir halinde sistem hata veriyor” dedi.

Enerji Bakanı Taner Yıldız’dan flaş elektrik kesintisi açıklaması

1 GÜN SÜREBİLİR

Metin, bir santralin yeniden devreye girebilmesinin saatler hatta bir gün sürebildiğine dikkat çekerek, “Arızanın nededini TEİAŞ açıklayacak. Ancak devreden çıkan santrallerin yeniden sistemi girmesi saatler hatta bir gün sürebilir” dedi.

BOMBA İDDİA: AB, TÜRKİYE’Yİ SİSTEMDEN Mİ ÇIKARDI?
Elektrik arızasına dair Ankara’da konuşulan bir başka iddia ise, Türkiye’nin Avrupa’nın enterkonnekte sisteminden çıkarıldığı… Konuyla ilgili bir yetkili, “Dün Türkiye kaynaklı bölgesel bir arıza meydana geldi ancak Türkiye bu arızayı gidermekte gecikti. Avrupa Birliği, ‘siz kaliteli elektrik sağlayamıyorsunuz’ diyerek Türkiye’yi AB sisteminden çıkardı. Bugün yaşanan sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Sorunun giderilmesi 2-2.5 saatten önce mümkün görünmüyor. Bu daha da uzun sürebilir” iddiasında bulundu.

Elektrik Mühendisleri Odası Genel Merkez Müdürü Emre Metin, Türkiye’nin Avrupa sisteminden çıkarıldığı iddialarıyla ilgili olarak Hürriyet’e şöyle konuştu:
“Türkiye Elektrik Sistemi, ENTSO-E adı verilen ağ üzerinden Avrupa Elektrik Sistemine bağlı. Ancak Türkiye, sistem arızalarının giderilmesinde yaşanan gecikmeler nedeniyle sık sık Avrupa’dan uyarı alıyor. Önceki gün de benzer bir arızanın yaşandığını anımsatan Metin, “Eğer Avrupa Ağından Türkiye çıkarılmış ise; bazı santraller otomatik olarak devre dışı kalmış olabilir. Bu teknik bir arızadır ki giderilmesi uzun sürebilir”

[email protected]

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

31 Mar

Kanarya rahat


Türkiye Basketbol Ligi’nde Fenerbahçe Ülker, Uşak Sportif‘i rahat yendi: 89-75. Maça iyi başlayan Kanarya, ilk periyodu 20-19 önde geçti. 2. çeyrekte evsahibi farkı açtı ve soyunma odasına 42-36 önde girdi. 3. periyotta dış şutlardan sayılar bulan F.Bahçe, final periyoduna 11 sayı farkla girdi: 65-54… Son çeyrekte sarı- lacivertliler, farkı iyice açtı ve parkeden 14 sayılık farkla 89-75 galip ayrıldı.

Kaynak : fotomac.com.tr

31 Mar

9 maç sonra tarih yazacak


Kariyerinde şampiyonlugu olmayan (H.Split, Primorak, Sibenik, Karlsruher, West Ham ve Everton’da oynadı. H.Split,Lokomotiv Moskova ve Hırvatistan Milli Takımı’nı çalıstırdı) Slaven Bilic, “En az G.Saray ve F.Bahçe kadar sansımız var. Sampiyon olacağız, futbolcularıma güveniyorum. Stadı bile olmayan Besiktas’ın sampiyonlugu da tarihe geçecek” diye konuştu.

Kaynak : fotomac.com.tr

31 Mar

Düştüğünü ‘çığlıktan’ anladılar

Mevlit okunan evde Abdülkadir bir anda ortadan kaybolunca evdekiler bebeği aramaya başladı. Çığlık ve ağlama sesleri üzerine binanın arka tarafına yönelen kadınlar, bebeği 4’üncü kattaki evin balkonundan aşağıya düşmüş buldu. Kanlar içinde hastaneye kaldırılan minik Abdülkadir’in durumunun ağır olduğu belirtildi.

Kaynak : hurriyet.com.tr

31 Mar

Apple CEO’su Tim Cook tüm servetini bağışlıyor

Cook’un servetinin 800 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Tim Cook, Fortune dergisine açıklamasında, 10 yaşındaki yeğeninin eğitim masraflarını karşıladıktan sonra tüm servetini bağışlayacağını söyledi.

ABD’de özel üniversite eğitimi yaklaşık 30 bin dolara mal oluyor.

Cook, bu kararıyla Facebook kurucusu Mark Zuckerberg gibi servetlerini yardım kuruluşlarına bırakacaklarını açıklayan “süper zenginler” arasına katıldı.

“The Giving Pledge” (Verme Taahhüdü) adlı servet bağışlama kampanyasını beş yıl önce Amerikalı milyarder yatırımcı Warren Buffett ve yazılım devi Microsoft’un kurucusu Bill Gates başlatmıştı.

Söz konusu kampanya, zenginlerin servetlerinin en az yarısını yardım kuruluşlarına bağışlamasını öngörüyor. Şimdiye kadar 100′den fazla zengin, kampanyaya destek verdi.

Cook’un maaşı Şubat’ta yüzde 43 artarak yıllık 9.2 milyon dolara çıkmıştı.

Kaynak : hurriyet.com.tr

29 Mar

O artık çiftçi!

Saffet Karpat 29 yıl dünya devi P&G’de üst düzey görevlerde bulunduktan sonra 2013 yılında emekli oldu. P&G deyince ekonomi dünyasına yakın olmayanlar için akla çok şey gelmeyebilir. Ariel, Omo, Duracell, Olay, Maxfactor, Head&Shoulders, Blendax, Gilette, Fairy… diye saymaya başlarsam sanırım daha açıklayıcı olur. Karpat dünyanın en büyük şirketlerinden 180 ülkede ürünleri satılan P&G’de üst düzey görev yapan ve P&G’de en üst düzeye yükselen ilk Türk yöneticiydi. Rusya’da görev yaptığı sırada dünyayı etkileyen mali krizi, Ortadoğu’da savaşı yaşadı. Son görev yeri Türkiye oldu. Hem P&G Türkiye operasyonunun başındaydı hem de bölge ülkerlerin yönetimi. Kendi isteğiyle emekli oldu ama ‘erken emeklilik’ hayatı yaşamak istemedi. Karpat, şu anda hem Sütaş’ın hem de Eczacıbaşı’nın Yönetim Kurulu üyesi. Aynı zamanda zamanının yüzde 50’sini ‘çiftçi’ olarak geçirmeye karar verdi.
Kısaca özetlediğim bu başarı öyküsünün ötesinde Saffet Karpat’ın ‘paylaşmaya değer’ ve gençlere örnek olacak, ilham verici bir öyküsü var.  
Adana’da 3 çocuklu bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, hızlı tüketim devi global bir şirkette milyon dolarları yöneten ve ‘yaşamı çok seven’, ‘çalışmaktan hiç yılmayan’ Saffet Karpat’ın  asıl hikayesi hayat dersleriyle dolu.

- Adana’da doğmuşsunuz. Aslen Adanalı mısınız?
Değilim. Ailem Balkan kökenli. Selanik ve Bulgaristan karması diyebilirim. Babam Adana’da görev yaparken doğdum. Ben 1.5 yaşındayken babam İstanbul’a tayin olmuş. Annem de bankada çalışıyordu. Ben en küçük kardeşim. Bir abim ve ablam var.

AİLE HAYATIM YOKTU

- Darüşşafaka’da okumuşsunuz. Hayatınızda bir kırılma olmuş…
Babam 1966’dayken vefat etti. Kalp dediler, ama tam bilmiyoruz. Hastalandı ve kaybettik. 4’üncü kalp kriziydi. Ben İstanbul’da büyüdüm. Babam ölmeden önce annem ve babam ayrılmıştı. Babam vefat edince aile dağıldı. Benden 13 yaş büyük olan abim Bülent Karpat sporcuydu, o yurtdışına gitti. Ablam da benden 8 yaş büyük. Ben teyzemde kaldım, annem ikinci bir evlilik yapmıştı. Daha sonra Darüşşafaka’yı kazandım. O yıllarda aile hayatım yoktu. Anneme de arada sırada gittim.

- Okulda başarılı mıydınız?
Matematik ve fen derslerim iyiydi. Yatılı Öğretmen Okulları’nı da kazanmıştım parasız yatılı ama ben Darüşşafaka’yı tercih ettim. Çarşamba’daydı okul. Hafta sonları orada zaman geçirirdik.

MUAVİNLİK YAPTIM

- Hafta sonları evci çıkmıyor muydunuz?
Çoğu zaman çıkmazdım. Çarşamba pazarında limon satardık arkadaşlarla. Nane de satıyorduk Harem-Sirkeci’de. Midesi bulunanlara nane limon diye bağırırdık… İlk sigortalı işim 1975 yazında Varan’da oldu.

- Okurken hep çalıştınız mı?
Evet. İlk başlarda hafta sonları, sonra hem hafta sonları hem de tatillerde çalıştım. Otobüslerde muavinliğe başladım. Ayrıca yaz aylarında da Kapalıçarşı’da çalışıyordum. Okul bitti sonra İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni kazandım. Darüşşafaka’daki arkadaşlarımın çoğuyla kopmadık. Ben hep çalışmak zorundaydım. Hava Trafik Kontrarörlüğü yaptım üniversitede çalışırken.

- Nasıl oldu bu iş?
Üniversitedeki dersleri etkilemiyordu. 4 vardiya vardı. Sınava girmiştim, devlet memuru oldum aynı zamanda. 5 yıl Atatürk Havalimanı’nda çalıştım. Sonra yurtdışında master yapmak istedim. Giden arkadaşlarım vardı. Amerika çok uzak ve pahalıydı benim için. Lozan’daki devlet üniversitesini denemeye karar verdim. Hem de Fransızca öğrenirim diye düşündüm.

- Lozan’da master yapmışsınız, oraya nasıl gittiniz?
Lozan’a 1981’de gittim. 1981 yılından 2004 yılına kadar İsviçre’de kaldım. 1983 yılında evlendim. İki oğlum oldu. Orada master sonrasında bankalara görüşemeye gittim ama banka ortamı bana göre değildi. Endüstri işi hoşuma gidiyordu. P&G hızla büyüyordu. Evlilik olunca orada kalmaya karar verdim. 1988 yılında Mintax döneminde eşimle Türkiye’ye geldik, daha sonra İtalya’ya gittik. Arabistan’a filan gidince ailemi yanıma almadım onlar İsviçre’de kaldı. İtalya’dan sonra Mısır ve Arabistan’a gittim. Sonra Brüksel’e geçtim. Bir süre sonra Cenevre’de genel merkeze geçtim. Onlarca markanın lansmanını yaptık. En son orada 100 ülkenin finans başkanlığını yapıyordum. Oradan da Türkiye’ye döndüm. P&G’de bu seviyeye gelen ilk Türk yönetici olmuştum.

- Kendi isteğinizle emekli oldunuz P&G’den. Erken değil miydi?
Emeklilik demek durmak demek değil. P&G Türkiye’den sonra başka yere gitmek istemedim. Bu bir sürü insan için geçerli. Yol ayrımları oluyor hayatta. Seçim yapıyorsun, bazen hayat o tarafa sürüklüyor. Aile çercevesinin dışında büyümek tercih edilecek bir şey değil. Abilerim vardı abilerin iyisi kötüsü vardı. Kendi başına kalıyorsun kendini tanıyorsun. Okulun bana verdiği en önemli iki şey vardı çok okumak ve spor yapmak. Uzun yıllar hayatımın tek eğlencesi bunlardı. Okumak, müzik ve spor. Saz ve gitar çaldım. Aile çercevesinden uzak kalınca bir şekilde hızla olgunlaşıyorsun. Hayata tutunman şart. Şimdi bakınca Türkiye’de memur olarak da kalabilirdim. Lozan’a gitmek de cesaret işi. Bir yerde yatılı okulda okumak hayatta bazı şeylere engel gibi geliyor ama hayatta ne yapmak istediğini başarmak için de yol açıyor. Ben hep disiplinliyimdir. Başarmak için sonuna kadar uğraşan bir yapım oldu. İnsan ilişkilerinde de hep adil oldum. Etik olmak çok önemli. Empati yapmak gerekiyor. Adalet duygusu tüm hayattaki ilişkilerinde çok önemli.

- Şimdi iki büyük şirkette Yönetim Kurulu üyesisiniz. Yarı emeklilik gibi mi bu?
Tam öyle olduğunu söyleyemem. Ama zamanımın yüzde 50’sini bu tür işlere yüzde 50’sini de başka işlere ayırıyorum.

MEYVE AĞACI

- Çiftçi mi oldunuz?
P&G’den ayrılma dışında başka pozisyonlara gitme opsiyonum vardı ama istemedim. Türkiye’de Türk şirketlerinde birşeyler yapmak istedim. Şu anda zamanımın yüzde 50’si bu işlerde. Diğer yarısı tarımla ilgili. Eşim Alev’le birlikte artık yeni bir uğraşım var. 3.5 dönümlük bir arazimiz var Behramkale’de. Ceviz ağaçları ve meyve ağaçları deneyimine başladık. Çiftçi olduk. Ayrıca Edirne’de büyük bir arazide planlarımız var. Orada da tarım yapacağız. Orası için bir başka isteğimiz de var. Bir eğitim vakfı da kuracağız. Çocukların eğitimiyle ilgili çalışacağız …Şimdilerde zamanımın bir kısmını toprakla uğraşarak ve köylülerle sohbetle geçiriyorum.

Çarşamba’da serseri olabilirdim

- Hayatınızı dinleyince içe kapanık biri de olabilirdiniz, serseri de…
Mümkündü diyebilirim. Hiçbir şey de olmayabilirdim. Çarşamba’da serseri, Kapalıçarşı’da esnaf olabilirdim.


Para yoktu başarma isteği vardı

- Gençliğinizde çok para kazanacağım, zengin olacağım diye hayal kurar mıydınız?
Temel motivasyonum hiçbir zaman para olmadı. Başarma isteği vardı hep. 

Kaynak : hurriyet.com.tr

29 Mar

Evim, evim, sevimli evim…

Sunuculuğunu Ebru Akel’in üstlendiği programın jüri kadrosunda? Moda Tasarımcısı Cemil İpekçi, Moda Yazarı Sibel Arna, Stil Danışmanı Umut Eker ve Manken Chloe Loughnan Ortaç yer alıyor.

Bu Tarz Benim yarışmasının jüri üyesi olan Serdar Ortaç’ın İrlandalı eşi Chloe Loughnan, 2 hafta önce yorgunluk nedeniyle stüdyoda sabaha karşı 05.00′te bayılmış, hastaneye kaldırılmıştı. İrlandalı yenge, yorgunluğuna dayanamadığı yarışmadan izin alıp dün ülkesine uçtu. Chloe’nin yoğun iş temposu yüzünden bayılması ve ardından da tatile çıkması akıllara Meryem Uzerli’nin 2013 yılında Muhteşem Yüzyıl’ın çekimlerini apar topar bırakarak Almanya’ya kaçmasını getirdi.


 
KONUK JÜRİ ÜYESİ GELECEK

 
Chloe Loughnan Türkiye’ye 1 Mart’ta dönecek. Yokluğunda da jüri koltuğuna önce Çağla Şikel, ardından da Asuman Krause oturacak.

 

Chloe Ortaç kimdir ?

Ünlü Popçu Serdar Ortaç’ın eşi olan Chloe Loughnan Litvanya asıllı bir mankendir. 1992 yılında dünyaya gelen güzel manken aynı zamanda oyunculuk çalışmalarını sürdürmektedir. 2014 yılında Serdar Ortaç ile dünya evine girerek Türkiye’de uzun yıllar kalacağının sinyallerini veren Loughnan aynı zamanda eşinin kliplerinde de rol alarak kamera karşısında ne kadar iddialı olduğunu gözler önüne sermektedir.

CHLOE LOUGHNAN SERDAR ORTAÇ’LA YAŞADIĞI İLİŞKİYİ ANLATTI – FOTO GALERİ

İrlanda’da üniversite eğitimini sürdürürken Paris’te yer alan mankenlik ajansından teklif alması üzerine eğitimini dondurarak Paris’e giden güzel manken burada başarılı projelere imza atarak mankenlik kariyerinde önemli adımlar atmıştır. Daha sonra ziyaret için geldiği İstanbul’da Serdar Ortaç ile tanışarak yaşadığı ciddi ilişkinin ardından İstanbul’da kalmaya karar veren Chloe Loughnan farkı projelerde yer alarak kariyerini sürdürmüştür.Şu anda Bu Tarz Benim yarışmasında jüri üyesidir.

İlgili video:

ATARLI YARIŞMACI, CHLOE LOUGHNAN’IN KONUŞMASINA FIRSAT VERMEDİ (THUG LİFE İÇERİR)

Show TV’de yayınlanan Bu Tarz Benim ‘de, Serdar Ortaç’ın eşi Chloe Loughnan, bir yarışmacıyı eleştirmek istedi, ama yarışmacının hazırcevaplığı karşısında susmak zorunda kaldı. Bu Tarz Benim’den bir Thug Life videosu…

Kaynak : hurriyet.com.tr

29 Mar

Neden açım, neden şişmanım?

Yeni nesil ergenler neden hızla kilo alıyor?
Bunun asıl nedeni yaşam tarzı. Yeni nesil çocuklar çok fazla hazır yiyecek yiyor, gazlı içecekler ve katkılı gıdalar tüketiyor. Yapılan araştırmalar, şişmanlığın görülme sıklığının son 20 yılda üç kat arttığını ortaya koyuyor. Eğer önlem alınmazsa, gelecekte her 10 çocuktan 7′si şişman erişkin olacak.

 

Yeni nesil çocuklar ‘erken ergenlik’ yaşıyor. Erken ergenliğe sebep olan besinler hangileridir?
Hormonlu gıdalardır. Özellikle mevsiminde olmayan sebze veya meyvelerin tüketimi, aşırı yağlı yiyecekler, patates kızartmaları, gazlı içecekler, hazır yiyecekler, cipsler hormonal dengeyi değiştiriyor. Şu an ergenlik kızlarda 10, erkeklerde ise 12 yaşa düşmüştür.

Peki, bir çocuk her gün hangi oranlarda gıda tüketmelidir?
Günlük enerjinin % 55-60’ı karbonhidratlardan, % 12-15’i proteinlerden, % 30’u ise yağlardan sağlanmalıdır.

CİPSİ KOLAYI HEMEN KESMEK ÇÖZÜM DEĞİL

 

Obezite ve erken ergenlik sorunu yaşayan çocuğa nasıl yaklaşılmalıdır?
Mutlaka bir uzmanla görüşülmeli, kan tahlili yapılmalı, çok katı olmayan diyet programları yapılmalı.

Çocuklar ‘en sevdikleri’ ama en zararlı yiyecekler olan patates kızartması, cips, kola gibi şeylerden nasıl vazgeçecek? Ne yapılmalı?
Tamamen yasak koymak çözüm değil. Öncelikle ayda 1 kez izin verilmeli, daha sonra da yavaş yavaş kesilmeli… Çocuklar, bu tür gıdaları yedikçe daha çok yemek ister.

SPOR SEVMEYEN ÇOCUĞA NE YAPILMALI?

 

Sporun zayıflama ile ilişkisi nedir? Spor sevmeyen çocuğa, sporu sevdirmek için ne yapılmalı?
Her çocuğun bir ilgi alanı vardır. Koşmayı sevmiyorsa yüzmeyi sevebilir, basketbol sevmiyorsa tenis sevebilir. Ergen çocuk yaşıtları ile spor yapmak ister. Bu nedenle anne-baba, çocuğunun kendisi ile spor yapmasında ısrarcı olmamalıdır, bu durum çocuğu spordan soğutur.

Çocukluk ve ergenlikte obezite nasıl tedavi edilir?
Öncelikle yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmelidir. Günlük enerji, olması gereken ağırlığa göre belirlenmelidir. Öğün atlanmamalıdır ve öğün sayısı arttırılmalıdır. Sebze-meyve tüketimi, tam taneli unlu besinlerin, kuru baklagillerin tüketimi arttırılmalıdır. Yağ ve şeker içeriği yüksek besinler önerilmemelidir. Günlük aktivite artırılmalı, kısa mesafeler yürünmeli ve mutlaka spora başlanmalıdır.

Obezite sorunu olan çocuklar arkadaşları tarafından dışlanıyorlar. Aileler ve öğretmenler neler yapmalı?
Pozitif Yayınları’ndan çıkan “Neden Açım Neden Şişmanım?” kitabımda da anlattığım gibi bu dönemlerde çocuğa asıl sahip çıkacak olan aileler ve öğretmenlerdir. Arkadaşları genellikle acımasız davranırlar. Bu nedenle anne-babalar çocuğunun moralini yüksek tutmalı ve çocuğunu sağlıklı bir yaşama yönlendirmelidir. Evde bulundurdukları yiyeceklerden ve ulaşılabilen besinlerden ebeveynler sorumludur. Dolayısı ile eve sağlıklı yiyecekler sokulmalıdır. Anne babanın beslenme alışkanlıkları çocuğa örnek olur. Çocuğun spora yönlendirilmesi ve düzgün beslenmesi için öğretmenlerinden de yardım alınmalıdır.


 

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

28 Mar

Başbakan’ın Başdanışmanı Etyen Mahçupyan’dan çok tartışılacak açıklamalar

Mahçupyan, Belçika’nın Gent Üniversitesinde verdiği konferansta ilginç ifadeler kullandı. Mahçupyan, halkın ‘darbe’ karşısında yolsuzluk yapan bir partiyi tercih ettiğini savundu. Mahçupyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da taktik icabı her şeyi söyleyebileceğini dile getirdi.   

“YÜZDE 70′İ YOLSUZLUK OLDUĞUNA İNANIYOR”

Mahçupyan şöyle konuştu: “Rakamdan emin değilim; ama son araştırmalarda Ak Parti’ye oy veren seçmenlerin yüzde 70’i yolsuzluk olduğuna inanıyor. Yolsuzluk da olmuştur. Gerçi yolsuzluk 90 yıldır oluyor, AK Parti hükümetinde de olmuştur. Ama halk darbe tehlikesini de görüyor. Darbe tehlikesi ile yolsuzluğu kıyaslıyor halk. İkisi arasından darbenin daha kötü olduğunu görüyor ve yolsuzluğu seçiyor. Yolsuzlukla mücadele daha kolay çünkü. AK Parti de hatalar yapıyor. Sonuçta siyasi bir parti. Ama doğru yaptıkları, yanlış yaptıklarından daha fazla.”

“BELÇİKA’DA YOK AMA TÜRKİYE’DE VAR”

Bir öğrenci, Batı’da yolsuzluk iddiasında bile siyasilerin istifa ettiğini; ancak Mahçupyan’ın bunu normal gibi göstermesine tepki gösterince Başbakan Başdanışmanı, “Bu siyasi bir tercihtir. Belçika’da bir darbe tehlikesi yok. Ama Türkiye’de var.” diye cevap vermekle yetindi.

“BU MEKANİZMA TEK BİR SEÇİM KAYBEDERSE AK PARTİ BİTMİŞTİR”

Mahçupyan, Türkiye’nin hedeflerinden bahsederken, Erdoğan’ın ekonomide hedef olarak dünyada ilk 10 ekonomiye girmeyi gösterdiğini hatırlattı ve ekledi: “Hedefin gerçekçi olup olmaması önemli değil. Olup olmayacağını bilmiyoruz; ama hedef bu. Bu hedefle dinamizm üretiyorsunuz.”

Mahçupyan, AK Parti’nin risk odaklı parti olduğunu da söylerken şu ifadeleri kullandı: “AK Parti risk odaklı bir parti. Fırsatlar ve riskler varsa, AK Parti riskleri tercih eder. Özellikle Erdoğan. Risklere bakar ve ona göre karar alır. Bu mekanizmada tek bir seçim kaybederse, AK Parti bitmiştir. Bu, AK Parti’deki algıdır. Bu yüzden tüm seçimleri kazanmayı hedefliyorlar.”

DEMOKRASİ KURALLARI TÜRKİYE’YE UYGULANAMAZ

Erdoğan’ın doğru işler yaptığı için her seçimi kazandığını aktaran Mahçupyan’a bir başka öğrenci ise “Madem doğru işler yapıyor, neden hiçbir Avrupa ülkesi Erdoğan’ı örnek göstermiyor ve aksine hep eleştiriyor?” diye sordu. Mahçupyan soru üzerine Türkiye’nin Avrupa ülkelerinden farklı olduğunu söyleyerek cevap verdi.

Mahçupyan ‘ Avrupa Türkiye’de olup biteni bilmiyor. Çok çabuk sonuçlara varıyorlar. Kendi ülkelerinin kriterleriyle yola çıkıp bunu Türkiye’ye uyguluyorlar. Türkiye demokrasinin olduğu bir ülke değil. Hiç olmadı da. Türkiye demokratikleşen bir ülke. Demokrasi kurallarını demokratlaşan bir ülkeye uygulayamazsın” dedi.

“ERDOĞAN TAKTİK İCABI HER ŞEYİ SÖYLEYEBİLİR”

Mahçupyan, soru-cevap bölümünde ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bakarak AK Parti’yi anlamanın mümkün olmadığını söyledi. Mahçupyan, “Aynı şekilde AK Parti’ye bakarak da Türkiye’deki Müslüman kesimi anlayamazsınız. Tayyip Erdoğan her şeyi söyleyebilir. O taktiklerin adamı. Gazetelerde olmak ister. Her zaman danışılan edilen kişi olmak ister.” dedi.

KENDİMİ, ERMENİ’DEN ÇOK OSMANLI HİSSEDİYORUM

Bir soru üzerine, danışman olarak Ermeni meselesiyle ilgilenmediğini, bu meselenin de Ermeni olmayanlar tarafından çözülmesi gerektiğini aktaran Mahçupyan, “Bu konuyla, hükümetle bir bağım yok’ dedi. Mahçupyan, Ermeniliğini ispat etmek zorunda olmadığını da aktarırken ‘Ben kendimi Ermeni’den çok Osmanlı hissediyorum” dedi. Mahçupyan, Türkiye’deki çoğu Ermeni’nin de Cumhuriyet modeline alışamadığını söyledi.

 

Kaynak : hurriyet.com.tr