29 Ağu

Kadının Psikolojik Hamilelik evreleri

Genel olarak hamilelik üç döneme ayrılır. Bu dönemlerin her birinin kendine özgü sorunları ve süreçleri vardır.

İlk dönem (0-3 aylık dönem) genellikle kadının hamile olduğu ve bir bebek taşıdığı fikrine alışması dönemidir. Eğer bu istenen bir bebekse anne adayının bu dönemi oldukça mutlu bir süreç olacaktır. Ancak istenmeyen bir hamilelik ise annenin gerek psikolojik olarak gerekse fizyolojik olarak sorunlar yaşaması kaçınılmazdır. Yapılan bazı araştırmalar annenin bebeği kabullenmekte güçlük çektiği hamilelik dönemlerinde duygusal dalgalanmaların daha sık olduğunu ve fiziksel olarak yaşanan sabah bulantıları, iştah kaybı, kilo kaybı , uykusuzluk gibi sorunların daha fazla olduğunu göstermiştir.

İkinci dönemde (3- 6 ay arası), anne fiziksel olarak daha rahat bir döneme girer. Artık bulantılar, iştah sorunları sona erer. En önemlisi anne bebeğin hareket ettiğini hissetmeye başlar. Bu anne için oldukça mutluluk verici ve kaygıları ortadan kaldırıcı bir durumdur. Bununla birlikte anne bu hamileliği halen kabullenememiş ise bu dönemde yine hem kaygılar da artış olabilir hem de fiziksel şikayetler sürebilir.

Üçüncü dönemde (6- 9 ay arası) anne adayının bedensel işlevlerinin çoğu değişir. Artık vücut daha ağır hareket eder. Kilolar, uykusuzluk, kolay yorulma gibi bedensel sorunlar artar. Doğum yaklaştıkça doğumun nasıl olacağına, çocuğun sağlıklı olup olmayacağına ait kaygılar ön plana çıkar. Bunun yanında doğumdan sonra bebeğin bakımı, annelik rolünü yeterince yerine getiremeyeceğine ilişkin kaygılar ortaya çıkar. Bu dönem de yaşanan doğum korkusu, yetersizlik, kendini kontrol edememe, beden ve duygusal denetim kaygısı ile ilişkilidir. Anne adayı kaygıları ile başa çıktığı oranda doğum sancısı ve acısı ile de başa çıkacaktır. Sancının oluştuğu rahimdeki gerilimle, annenin duygusal gerilimleri arasında sıkı bir bağ olduğu düşünülebilir.

Hamile kadın duyarlı hale gelir ve derinliklerdeki ruhsal sorunlar ve çatışmalar su üstüne çıkar. Korku hissetmek kaçınılmazdır. Ancak bu korkuların çoğu doğal ve koruyucu korkulardır. Annenin bu dönemdeki korkularını doğal kabul etmesi ve onlarla mücadele etmek yerine onları kabullenerek yaklaşması bebeğin daha anne karnında ruhsal gelişiminin sağlıklı temellere oturmasını sağlayacaktır.

Çocuk yetiştirmek hamilelik döneminde başlayan bir süreçtir. Anne adayı kendi duygularını doğru tanıdıkça, tanımladıkça bebeğine daha sağlıklı bir anne modeli oluşturacaktır. Eğer duyguları tanımaktan kaçınır, onları görmezden gelirse, destek almaz ise gerginlik ve stres dolu bir dönem yaşanması ve bunun bebeği de etkilemesi kaçınılmaz olacaktır.

Bu dönem aslında anne adayının kendini, kadınlığını, değişkenliklerini, duygulanımlarını keşfetmesi için ideal bir dönemdir. Yepyeni, farklı bir beni keşfetmek ve içinizde daha önce tanımadığınız duygularla tanışmak bu dönemi aslında benzersiz bir dönem yapar. Hamilelik dönemi son derece kısa süren ama kadının kendisi için değerli bir dönemdir. Annenin yapması gereken kaygıları ve korkuları doğal bir parçası olarak kabullenip, arkasına yaslanıp bu dönemin keyfini çıkartmak olmalıdır.

Hamilelik Döneminde oluşan kaygılarla baş etme yolları:

  • Eş desteği
  • Aile bireylerinin desteği
  • Hamilelik dönemi, doğum ve sonrası hakkında bilgilenme
  • Gevşeme egzersizleri
  • Psikolojik destek
22 Ağu

2014 Plaj modası

Yaz sıcaklarının kendisini hissettirmeye başladığı şu günlerde bayanların en büyük telaşlarından biri de tatil hazırlıklarıdır. Günlük hayatta giyim kuşamına dikkat eden, modayı takip eden her kadın tatil alışverişleri için bu senenin plaj modasına mayo ve bikini modellerine de ayrı bir özen gösterecektir.

 Yaz demek deniz-kum-güneş üçlüsü demek; bu da bayanlar için bu sene plajda neler trend, mayo mu bikini mi moda olacak demektir.

Yazın herkes daha bir renkli giyinir. Yaz renkleri genellikle daha canlı ve cıvıl cıvıldır. Bu senenin yaz modasının da çok renkli olmasından ötürü bikini ve mayolarda da bu renkliliği göreceğiz demektir.

Moda olana uymak her ne kadar doğruluğu ve yanlışlığı tartışılacak bir konu olsa da her sezona damgasını vuran öne çıkan belli başlı giysiler vardır. Plaj modasında da bu sene bunu göreceğiz. Modası hiçbir zaman geçmez diyeceğimiz bikinilerin yerini bu sene ağırlıklı olarak mayo modellerinin aldığını görmekteyiz. Mayoların ağırlıkta olduğu vintage plaj modası sadece ince fizikli bayanların değil hafif balıketli bayanlar içinde ideal olmasından dolayı bu yaz birçok bayan tarafından tercih edilebilir.

 Ünlü markaların defilelerine baktığımızda 40’lı ve 50’li yılların plaj modasının tüm markalara yansıdığını görmekteyiz.  Ayrıca geçen sene moda olan hayvan figürleri mayolarda bu senede moda olacak. Kedi ve kaplan yüzü ile başlayan akım bu senede yeni sevimli hayvanların katılımıyla plajlara farklı bir hava getireceğe benziyor.

Bu sene kıyafetlerde etkisini gördüğümüz kızılderili akımı, hippi desenleri ve püsküller de plaj modasına yansıyanlardan. Son olarak mayo ve bikinilerin olmazsa olmaz tamamlayıcıları tunikler de birbirinden seksi ve renkli modelleri ile plaj şıklığının tamamlayıcılarından olacağı kesin.

22 Ağu

Dolandırıcıların TOKİ isimli SON oyunu

Türkler; Bir tarafta şeytanın aklına gelmeyecek hileleri icat eden bir gen ve diğer tarafta imkansıza inanacak kadar saf olan bir gen. Bazı haberler insanın aklının alamayacağı şekilde gerçekleşiyor. Zaten bu nedenle haber niteliği taşıyor. Sıradan insanımız içerisinde öyle bir kesim varki her denilene inanıyor. Allahtan az bir grup olarak da türkçedeki tabiri ile sulu dereye götürüp susuz getirecek bir insan kesimi var.

Vatandaşlardan ‘TOKİ evi satıyoruz’ diyerek para topluyorlar.

DAR gelirli vatandaşın ev sahibi olma hayali dolandırıcılara ilham verdi. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) adını kullanan dolandırıcılar, “TOKİ’den geliyoruz” diyerek vatandaşı kandırıp parasını kaptı. Son olarak İstanbul’un önemli bir ilçesinde gerçekleşen dolandırıcılık olayı şöyle gelişti; TOKİ’nin sosyal konutları çekilişle satmasından yola çıkan dolandırıcılar, civardaki vatandaşlara giderek “Bize ön ödeme yaparsanız çekişte sizin adınızın çıkmasını sağlarız” dedi ve para istedi. Kendilerini TOKİ görevlisi olarak tanıtan kişiler ‘konut giriş ücreti’ adını verdikleri sistemle çok sayıda vatandaştan para topladı. Konuyla ilgili yüzlerce şikâyet telefonu alan TOKİ, adını kullanan dolandırıcılara karşı mücadeleye başlattı.

TOKI ise yaptığı açıklamada başbakanın bile çekilişte birisinin adını çıkartmaya gücü yok. Noter huzurunda ve halka açık gerçekleştirilen çekiliş tamamen kısmet işi kimsenin müdahalesinin olabilmesi mümkün değil. Halkımız buna nasıl inanabiliyor derken. Mağdur avukatlarının ise açıklaması şu yönde oldu;” Halkımız imkansız denilen her olayın zaman zaman gerçekleştiğine şahit olduğu için Toplanan paraların belirli üst kesimlerin aracılığı ile olmaktadır. Rüşvet olarak direkt istenen ve toplanan bir paradır. Bu nedenle halkın saflığı değil Rüşvetin bu kadar aleni yapılıyor ve halk tarafından kanıksanıyor olması halkın inanmasını sağlamıştır” dedi.

264 YIL HAPİS İSTENDİ

2012 yılında başlayan ve son aylarda tekrar gündeme gelen konuyla ilgili TOKİ’nin hukuk departmanı devreye girdi. İdarenin takibi sonucu; İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi vatandaşı ev umuduyla dolandırdığı iddia edilen sanık E. D. hakkında 264 yıl hapis cezası istedi. E. D. hakkında 130 vatandaş şikayette bulundu. TOKİ yetkilileri, resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıyla açılan davalar olduğunu ve takiplerin de devam ettiğini belirtti.

ELDEN ÖDEME YAPMAYIN

TOKİ adı kullanılarak yapılan dolandırcılık olaylarının artması üzerine TOKİ bir açıklama yaptı. Kurumun isim ve logosunu kullanan dolandırıcıların İstanbul başta olmak üzere çok sayıda ilde vatandaştan para topladıklarını belirten yetkililer, “TOKİ tarafından satışa sunulan konutların satış ve devir işlemleri sadece bankalar aracılığıyla yapılmaktadır. Konut sahibi olmak isteyen vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması için TOKİ ve yetkili bankalar dışında kimseye itibar etmemeleri, iş ve işlem yapmamaları gerekmektedir” dedi. Bu tip dolandırıcıların sosyal konut tipi yapıların yoğunlukta olduğu ve TOKİ’nin daha önce konut projesi yaptığı ilçelerde yoğunlaştığı belirtiliyor.

19 Ağu

Türk Ekonomisinde Orta vadede intihar girişimi Mecliste

Türkiye’deki işsizlik gündemde önemli bir sorun teşkil ederken özel sermayenin ekmeğine yağ sürecek olan kapitalizmin en güçlü silahı olan ucuz iş gücü kısa vadede ekonomiyi canlandırsa da tarhi boyunca görüldü ki buna benzer kararları alan toplumların kaderi çökme ve parçalanmayı getiriyor. Ucuz iş gücü için sömürge imparatorlukları kuran devletlerin tamamı amerikadan ingiltereye kadar uzanan çerçevede hiç iç açıcı değil. Kendi iş gücünü yabancı yatırımcılara açarak yabancı çalıştırılmasının önüne koyduğu engeller ile birkaç on yılda yabancıların yaptığı tüm yatırımların millileşmesini sağlayan çin ekonomisi bugün dünyadaki tüm ekonomiler için bir örnek teşkil ediyor. Dışarıdan aldığı göç ve ucuz iş gücü üzerine kurulan tüm planlar yok olmaya mahkum.

Ülkemizde ise siyasal karar olarak karşımıza çıkan bu sorun Yerli iş gücünü ve yerli halkın ekonomik anlamda hayatını sonlandıracak bir karardır. Nesiller boyu vergi veren, üreten, ve kendi canını, çocuklarının canını bu ülke kullanımına feda eden halkı cezalandırmak için alınan bir karar daha mecliste oylanıyor. Bu insanların zamanı geldiğinde ülkelerine dönme sebebini ortadan kaldıracak bir karar olduğu yönünde fikir birliği olmasına rağmen meclisteki ağırlığı nedeni ile alınacak bu karar halkın kararı olmayacaktır. Aksin iddia edenlere kulak tıkandığı için bir referandum bile yapılmaması da bu nedenledir şeklinde açıklamalar yandaş medya tarafından yayınlanmıyor diyenler sosyal medyada bu karar üzerine kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar.

Bunun bir sosyal problem olması daha büyük bir sosyal problemi gündeme getiriyor. Kitlesel göç ve o bölgedeki boşaltma çalışmaları nedeni ile henüz kendi işsizlik sorununu çözemeyen hükümetin kendi halkına bu şekilde sırt çevirmesi ve gelecekte işaret ettiğimiz sorunlar ile karşılaştığında bunun hesabını kimin kime karşı vereceğinin bile bilinmemesini hep birlikte yaşayacağız.

Hürriyet gazetesinde aşağıdaki gibi çıkan haberi sizlere değiştirmeden sunulmuştur.

İkamet alamayanlara da istihdamın önü açılıyor.

SURİYELİ mülteciler için çalışma izni gündemde. İllerin açık istihdam pozisyonlarına göre o illerde ikamet alamamış olsalar bile Suriyeliler çalışma izni alabilecek. Bakanlar Kurulu hangi illerde Suriyelilerin çalışabileceğini belirleyecek.

SON dönemde yaşanan gerginliklerle gündeme gelen Suriyelilere çalışma izni verilmesi için son viraja girildi. Bunun için öncelikli Türkiye’nin istihdam haritasına bakılacak. İllerde sürekli açık pozisyonda olan işlerin haritası incelenecek. Ancak Suriyeli çalıştıran yerlere daha düşük SGK primi uygulanması için yasal bir düzenleme gerektiği, bu nedenle de şu anda böyle bir konunun gündemde olmadığı ifade ediliyor.

Mevzuata göre, ikametgahı olan Suriyelilere başvurmaları halinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çalışma izni veriliyor.

BAKANLAR KURULU KARAR VERECEK

Ancak Türkiye’de ikametgahı olmayan Suriyeliler için böyle bir izin söz konusu değil ve bu konuda yasal düzenleme yapılması gerekiyor. Konuyla ilgili olarak uzun bir süredir çalışma yürütülüyor. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de yasal düzenlemenin ay sonuna kadar çıkacağını ve çalışma mevzuatının netleşeceğini açıklamıştı.

Edinilen bilgilere göre, bu konuda öncelikle Bakanlar Kurulu’nun bir karar vermesi gerekecek. Bakanlar Kurulu’nun vereceği karar, Suriyelilerin hangi illerde ve sektörlerde çalışabileceğine ilişkin olacak. Bakanlar Kurulu, Suriyelilerin çalışması için belli bölgeleri veya sektörleri açabilecek veya tüm Türkiye’nin illerinde ve tüm sektörlerde Suriyelilerin çalışabileceği yönünde bir karar alabilecek. Bu konuda illerde sürekli açık veren ve istihdam sıkıntısı olan sektörler belirleyici olacak. Hangi illerde, hangi sektörlerde eleman sıkıntısı çekildiğine bakılacak.

İstihdam için ILO yardım önerdi

SURİYELİLERE yönelik çalışma izniyle ilgili süreçlere, başta Uluslarararası Çalışma Örgütü (ILO) olmak üzere uluslararası kuruluşlar da müdahil oldu. ILO, bu konuda yapılacak çalışmalara destek olmak istediğini ileterek, “Ne yapabiliriz” diye sordu. ILO’dan kreş ve benzeri konularda destek istendi. Bu kapsamda çalışma izni mevzuatının ardından ilgili yardımların ne olacağı konusunda da bir liste oluşturulacak ve uluslararası kuruluşlar devreye girecek.

18 Ağu

Işid Misyonu tamamlandı Irak ordusu göreve artık hazır

Işid görevini tamamladı sanırım Irak ordusu artık harekete geçme kararı aldı. Orada Işid tarafından katledilen Türkmen nüfusunda büyük bir soykırım yapıldı nasıl olsa. Onbinlerin katledilmesi ile geri döndürülemez bir şekilde varlıkları tehlike altına giren türkmen nüfusu artık herhangi bir seçimde tehdit oluşturamayacak ve kendi haklarını korumak için silahlanamayacak kadar azlar. Diplomatik yolla bu kadar çözülebileceği bilinmesine rağmen gelecek nesillere bunun hesabını verecek bri tek türk diplomat yok. Ellerinde onbinlerin kaybettiği canların vebali olan tüm diplomatik yolu tercih edenlerin tırnaklarının bile zedelenmemiş olması ayrıca düşündürücü.

Irak ordusu Musul’a girecek

Irak ordusunun Musul’u IŞİD’in elinden almak için saldırılara başlayacağı açıklandı.

Irak ordusunun Musul’u IŞİD’in elinden almak için saldırılara başlayacağı açıklandı. Ordu sözcüsü Sabah Nouri’nin yaptığı açıklamada, operasyonun ABD ’lilerden alınan yardımla gerçekleştirileceği ifade edildi.

Reuters ’a konuşan Nouri, “Hızlı ve gizli bir saldırının IŞİD’i yenmemizde işe yaradığını gördük. ABD’nin istihbaratı yardımıyla, yeni taktiklerle saldırmakta kararlıyız” dedi. Nouri, “Bir sonraki hedefimiz Musul” diyerek planlarını açıkladı.

16 Ağu

Bu sene erkeklerde ne tarz gömlekler moda olacak?

    Erkek giyimde ilk akla gelen giysilerden biri gömlektir. Hem görüntü bakımından hem de şık olması bakımından gömlek, bir erkeğe en çok yakışan kıyafettir. Basit bir giysi türü olmasına rağmen gömlek modası da her geçen sene yenilenir ve değişir. Her sene markalar farklı tarzlar ve desenler ile gömlek koleksiyonlarını oluşturmaktadır.

     Gömlek her mevsim giyilebilen bir giysi türü olması sebebiyle erkekler tarafından da en çok tercih edilen ürünlerin başında gelir. Hem günlük yaşamda sıkça giyilmesi hem de özel günlerde giyilmesi, gömlek çeşitliliğini arttırmıştır. Kaliteye önem veren ve görüntüsüne özen gösteren bir erkek kesinlikle tanınmış markaların gömleklerini alır. Bu sebeple bazı markalar sadece gömlek üzerine üretim yapmakta kaliteden ödün vermemektedir

     Bu sene erkeklerde daha canlı renklerin ve beyazın moda olduğunu görmekteyiz. Önümüz yaz dolayısıyla gömlek alırken sıkıcı renkleri (siyah-gri gibi) tercih etmek yerine daha canlı iç açan bahar ve yaz renklerini tercih edebilirsiniz. Kareli (ekoseli) gömleklerinde bu tarzı seven erkeklerdeki yeri ayrı tabi ki. Çeşitli markaların gömlek koleksiyonlarına baktığımızda kareli (ekoseli) gömlek tarzından vazgeçemediğini yine bu tarza ağırlık verdiğini görmekteyiz. Bu tarz gömlekler ise daha çok kotlarla birlikte kombin edildiğinde hoş duruyor. Klasik bir giyim tarzında daha sade düz renkleri tercih etmek şıklık bakımından dikkat edilmesi gereken detaylardan biridir. Kot gömlekler bu sezonda erkekler arasında favori. Hem modern hem de spor bir görüntü yaratan kot gömlekler her erkeğin dolabında olması gereken parçalardan biridir. Bahar veya yaz alışverişinizi henüz yapmadıysanız  kaliteli tarzı ile bilinen ve isim yapmış bir marka olan  Hatemoğlu markasının gömlek koleksiyonu bu sene gayet modern, sade ve şık görünümü ile öne çıkanlar arasında bulunmaktadır. Gömlek almadan önce mutlaka bu markanın gömleklerine de bir göz atmanızı tavsiye ederiz.

 

16 Ağu

Erkekler hangi giyim aksesuarlarını kullanır?

   Şıklığınızı ve de kıyafetlerinizi bir aksesuar ile tamamlamak önemlidir. Bunu daha çok kadınlar yapmaktadır fakat erkekler içinde kıyafetlerini tamamlayacak aksesuar çeşitleri mevcuttur. Erkekler aksesuar olarak daha çok saat, gözlük, cüzdan, kravat, kol düğmeleri, kemer, şapka, fular ve çanta kullanır.

  Erkeklerde en sık kullanan aksesuarların başında saat gelir. Saat bir erkek için hem şıklığın hem de (bu saat iyi bir markanın ürünü ise) zenginliğin sembolüdür. Çoğu erkek giyeceği kıyafete uygun olarak saat takmaktadır. Mesela spor kıyafetler için daha spor olan, kayışı renkli ve metal olmayan modelleri tercih ederler. Takım elbise ya da iş hayatındaki giyim tarzına göre daha şık ve gösterişli modeller tercih edilir. Bazı erkekler için gözlük de bir aksesuardır. Giyilen kıyafete uygun olarak seçilmiş renkli gözlük kordonları bunun en iyi örneğidir. Cüzdan modelleri de spor ve klasik deri cüzdan şeklindedir. Giyilen takım elbise rengine göre bile cüzdan taşıyan erkekler vardır. Kahverengi kemer, kahverengi ayakkabı ile uyumlu bir takım giyilmişse o gün kullanılacak cüzdan kahverengi deri cüzdandır.Bu tarz küçük detaylara her zaman dikkat edilmeyebilir fakat gidilecek ortam ya da resmi bir davet bunu gerektirebilir. Bunun dışında siyah deri cüzdan her zaman her şeyle uyum sağlayabilecek iyi bir aksesuardır. Kravat ve kol düğmeleri de takım elbiselerin şık bir tamamlayıcısıdır. Kravat ve kol düğmelerini de seçerken hem kıyafetinize hem de birlikte kullanacağınız diğer giyim aksesuarlarınız ile uyum göstermesine dikkat etmelisiniz. Kemer uyumu daha çok ayakkabı ile birlikte yakalandığında ortaya hoş bir görüntü çıkmaktadır. Ayakkabınız siyah kemeriniz kahverengi ise bu tarz bir görünüm malesef hemen göze batacaktır.

   Erkek giyim aksesuarlarından şapka, fular ve çanta da her erkek tarafından tercih edilmese de kimileri için vazgeçilmez bir aksesuardır. Kimi erkek şapkasız dışarı çıkmazken kimisi her kıyafetine farklı fularlar takmaktadır.Sonuç olarak zevk ve tarzınız neye yakınsa o aksesuarın çeşitli renk ve modellerini sıklıkla kullanırsınız.

15 Ağu

İnşaat yapı malzemeleri hakkında

İnşaat yapı malzemeleri kategori olarak akla ilk önce beton, demir, çelik, tuğla, çimento gibi kavramları getirmektedir. Fakat bu aslında ilk akla gelenler doğru olsa da çok dar bir ürün grubunu ifade eder.

Yapılan bir inşaatın içerisinde kullanılan inşaat yapı malzemeleri yapılan inşaatın ne olduğu ile yakından alakalıdır. Yapılan bina bir hava alanı olabileceği gibi tek katlı bahçeli bir evde olabilir. Yapılan binanın bulunduğu coğrafik özellikler ve iklim koşulları kullanılacak inşaat yapı malzemelerinin değişikliğini sağlar. Siz Antalya gibi ılıman bir bölgede kullandığınız malzeme ile Sibirya’da benzer bir yapıda kullanamazsınız. Kullanılan her malzemenin ısı iletkenlik katsayıları ısı yalıtımını ve bu nedenle binanın enerji sınıfını belirler. Son zamanlarda yeni binalarda bir zorunluluk haline gelen standartlar nedeni ile binanın tasarım aşamasında belirlenen malzemeler mevcuttur. Örneğin 11 eylül tarihinden sonra yüksek binalarda tüm taşıyıcı aksam üzerinde 605 derecede 120 dk boyunca yanmazlık, alev yürümezlik ve bu konuda da Americada National Fire Protection Assembly Kurumunun önerdiği ve standartlarını belirlediği test yöntemlerinden geçer not alan ürünler kullanılmak zorundadır. Bu testleri de akredite olmuş bir kuruma yaptırmalısınız. Yani gidip istanbul teknik üniversitesi bu testleri yapamaz. (Bu konuda uluslar arası akredite belgesi olan tek bir Türk kuruluşu yoktur.)

Aynı şekilde inşaat yapı malzemeleri grubu kendi içerisinde zemin malzemelerini, ve boya öncesi tüm yüzey malzemelerini ve elektrik ve su tesisatı malzemelerini de içine almaktadır. Bu malzemelerde binanın amacına göre değişkenlik gösterir. Bilhassa su tesisatı malzemeleri konusunda bir sürü değişken mevcuttur. Coğrafi bölgenin su şartları başta olmak üzere kireç miktarı, su içinde bulunan kireçin türü (Magnezyum kireci iç anadolu bölgesinde etkili iken kalsiyum kireci güney ege bölgesinde etkilidir.) Her ne kadar petrol yan ürünlerinden yapılan bu malzemeler birbirine yakın olsa bile iklim koşulları nedeni ile et kalınlıkları ve ısı iletkenlik katsayıları farklıdır. Su tesisatı grubu içerisinde bulunan iklimlendirme için kullanılan kalorifer, kombi, merkezi klima sistemleri gibi tüm sistemlerin inşaat yapı malzemeleri grubu içerisinde sayılması da aslında bu yüzdendir.

15 Ağu

Süt Dişleri ebeveyn sorumluluğundadır

Süt dişlerinin bakımı ne zaman başlanmalıdır?

Süt dişleri ebeveynlerin sorumluluğunda olan çocuklarının hayatları boyunca onların yaşamlarını etkileyecek hatta sağlıklı aile kurabilmeleri için çok büyük önemi olan estetik bozukluğu ile bir kabus olan ağız kokusunun kaynağı olabilecek kadar önemli bir konudur. Bu konuda anne veya baba olarak sorumlulukları üzerimize almalı ve bu konuda bilinçli olmalıyız.

Dişlerin bakımı bebeklikte başlamalıdır. İlk süt dişleri 6 ay civarında çıkmaya başlar. Diş temizliğine ve bakımına da hemen bu dönemde hiç ihmal etmeden başlamak lazımdır. İlk dişler steril bir gazlı bez parçası ya da temiz bir tülbent ile silinerek temizlenebilir. Bebek büyüdükçe ve diş sayısı arttıkça gelişimine uygun olan bir diş fırçası ile önceleri macunsuz daha sonra çocuk 4-5 yaşına geldiğinde çok az miktarda çocuklara uygun diş macunu ile fırçalamaya devam edilmelidir. Diş temizliği de bebeğin günlük bakımının bir parçası olmalıdır. Diş macunu çocuğun yutma kontrolünü yapabildiği dönemden sonra kullanılması gerekir. Diş macunu içerisindeki kimyasalların her ne kadar çocuk içi olanlarında yutma nedeni ile ciddi içerik farkları olsa bile çocuk diş macunlarının da bir kimyasal olduğu unutulmamalıdır.

Diş temizliğinin sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez dikkatli bir şekilde yapılması gereklidir. Bu konuda önemli nokta gece fırçalamanın yatmadan önce yapılmasıdır. Böylelikle diş fırçalamadan sonra çocukların bir şey yiyip içmemesi sağlanmış olur. Ancak bebekler gece boyunca da beslendiklerinden ağızlarında süt ya da mama artığı kalmaması için biberon ya da emzirmeden sonra bir miktar su vererek ağzın en azından temizlenmesi sağlanmalıdır.

Çocuğun ilk 6 yıllık ağız ve diş sağlığından ailenin sorumlu olmasıdır. Çocuklarda diş fırçası kullanımına 2–2,5 yaş civarında geçilebilir. Diş macunu seçimi de yaşına uygun olarak yapılmalıdır. Çocuk diş macunları daha az miktarda fluorid ve aşındırıcı madde içerirler bu yüzden de çocuk 6–7 yaşına gelinceye kadar bu tip macunların kullanılması tercih edilmelidir. Diş macunlarının çocuk tarafından yutulmaması da oldukça önemlidir bu yüzden fırçalama çocuk 6–7 yaşına gelinceye kadar ailenin yardımıyla yapılmalı bu yaştan sonra sorumluluğunu yavaş yavaş kendisine vererek sadece kontrol edilmelidir.

15 Ağu

Anadolu Üniversitesi Teknoloji Şirketlerine Bağımlı Öğrenci yetiştirdiğini onayladı

Anadolu üniversitesi öğrencilerini microsoft gibi ticari şirketlerin uygulama programlarına bağımlı hale getirmek için yaptığı işbirliği bir çok akademik kurumun tercih etmediği bir yol olarak görülüyor. açıklamalar ise şu nokta etrafında toplanıyor. Akademik kurumlar ticari şirketlerin oyuncağı haline gelmemeli. Alternatif ve açık kaynak kodlu projeler ile öğrencinin bağımlılığı ve araştırmacı özellikleri desteklenmeli. Avrupanın microsoft ile hukuksal mücadele içerisine girmesi de bu yüzden. Anadolu üniversitesi gibi türkiyedeki akademik kurumlar ticari şirketlerin uygulama programlarını bilen öğrenciler yetiştirmesi durumunda bu öğrencilerin iş yaşamında bu şirketlerin programlarını işletmelere aldırmak için gizli bir baskı ypacaklardır. Öğrenci başak bir şeyi bilmiyorsa iş yapabilmek için başka şansı yok. Anadolu üniversitesinin akademik takviminde bu programların ağırlıklı yer alması özel üniversiteler ile eğitim farklılığı nedeni ile öğrencileri adına olumsuz bir etki de yapacaktır.

Anadolu üniversitesinin microsoft ile işbirliği programı basit hali ile aşağıdak gibidir.

Anadolu Üniversitesi, Microsoft Türkiye ile yaptığı işbirliğiyle yazılımla ilgilenen öğrencilerine dikkat çekici bir fırsat sunuyor. Proje, Anadolu Üniversitesi öğrencilerinin uygulama geliştirme becerilerinin geliştirilmesi ve Microsoft üretkenlik çözümlerinden ücretsiz olarak yararlanmalarını sağlayacak.

Anadolu Üniversitesi Microsoft Türkiye ile yaptığı işbirliğiyle yazılımla ilgilenen öğrencilere yönelik özel olarak kurgulanmış projenin duyurusunu gerçekleştirdi. Proje, Anadolu Üniversitesi öğrencilerinin uygulama geliştirme becerilerinin geliştirilmesi amacıyla Açık Akademi eğitimlerinden yararlanmaları ve Dreamspark üyeliği ile tüm uygulama geliştirme araçlarına ücretsiz olarak ulaşmasına imkan sağlıyor. İşbirliği kapsamında Anadolu Üniversitesi öğrencileri Microsoft üretkenlik çözümlerinden Office 365’ten de ücretsiz olarak yararlanabilecek.

Öğrenciler ayrıca Microsoft Türkiye’nin sosyal sorumluluk projesi olan Açık Akademi aracılığıyla yazılım geliştirme konusunda eğitim alma imkânı da bulacak. Bu eğitimlerde öğrenciler, çevrimiçi sınıflarda etkileşimli olarak uygulama geliştirmenin tüm inceliklerini öğrenme fırsatını yakalayacak.

Öğrenciler, eğitimlerinde kullanmak üzere Microsoft’un DreamSpark web sitesi üzerinden Visual Studio 2013, SQL Server 2014, Windows Server ve birçok yazılım-uygulama geliştirme programını ücretsiz olarak temin edebilecekler.

Öğrencilerin, Açık Akademi ve Dreamspark avantajından faydalanması için  anadolu.edu.tr uzantılı e-posta adresleriyle sisteme kayıt yaptırmaları yeterli olacak. Açık Akademi’de üç farklı seviyede tasarlanan eğitimlerden yazılım dünyasına yeni giriş yapan öğrencilerin yanı sıra daha üst seviyede profesyonelleşmiş ve hâlihazırda uygulama geliştiren öğrenciler de yararlanabilecek.

Uygulama geliştirenler yarışmayla yeteneklerini sergileyecek

Proje kapsamında ayrıca Microsoft Türkiye ve Anadolu Üniversitesi, öğrencilere özel bir de uygulama geliştirme yarışması düzenleyecek. Öğrencilerin geliştirdikleri ve Windows Mağazası’nda kullanıcıların erişimine açılacak olan uygulamalar arasından seçilecek olan başarılı uygulamalar çeşitli ödüller kazanma fırsatını bulacak.

“Anadolu Üniversitesi, Türkiye’de eğitim konusunda son derece yenilikçi ve teknolojiyi hızla benimseyen çok önemli bir kurum. Milyarlarca dolarlık uygulama pazarından Türkiye’nin daha fazla pay alması amacıyla, 2 yıl önce başlattığımız Türkiye’nin ilk ücretsiz çevrimiçi uygulama geliştirme okulu Açık Akademi’yi, tüm Anadolu Üniversitesi öğrencileriyle tanıştıracak bu projede yer almaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyoruz.” diyen Microsoft ayrıca yine Anadolu Üniversitesi’nin katkılarıyla Office 365 çözümünü de tüm öğrencilere ulaştırdıklarını kaydetti.