28 Haz

Google kendi akıllı telefonunu yıl sonunda kullanıcılara sunabilir

Google yıllardır ”Nexus” markası altında akıllı telefon üreticileriyle işbirliği yaparak kendi telefonunu üretiyordu. Ancak Telegraph‘a konuşan bir kaynağa göre şirket tamamen kendine ait bir akıllı telefon üzerinde çalışmalar yapıyor.

Şirket, Nexus için bugüne kadar LG, Huawei ve HTC gibi şirketlerle donanım işbirliği yaptı. Ancak bu süreçte özellikle tasarım ve donanım özellikleri ağırlıklı olarak üreticilerin elinde bulunuyordu. Google ise üzerinde çalıştığı proje ile A-Z’ye (donanım, tasarım, güvenlik) kendi imzasını taşıyan bir akıllı telefonu kullanıcılara sunmak istiyor.

Google şu an için konuyla ilgili açıklama yapmayı reddetmiş. Ancak kaynağın yaptığı açıklamaya göre şirket üzerinde çalıştığı kendi akıllı telefonunu yıl sonunda kullanıcılara sunabilir. Bunun yanında şirketin CEO’su Sundar Pichai geçtiğimiz ay içerisinde üçüncü parti üreticilerle yaptıkları işbirliğinin devam edeceğini açıklamıştı. Görünen o ki Google önümüzdeki süreçte hem Nexus markasını hayatta tutacak hem de kendi telefonunu kullanıcılara sunacak.

Görsel Kaynak: turtix / Shutterstock.com

Kaynak : webrazzi.com

28 Haz

OurMine: Ünlüleri hack’leyen gizemli hacker grubu

Yazılım güvenliğinin önemi günden güne artıyor ve hacker’lar siyahtan beyaza doğru uzayan bir renk skalasına yayılıyor. İşte bu skalada rengi pek net olmayan yeni ve gizemli bir grup var; adı OurMine.

OurMine, son dönemde magazin ve teknoloji ünlülerinin sosyal medya hesaplarını ele geçirmesiyle adını duyuran bir grup. Daha önce Spotify CEO’su Daniel Ek’in Twitter hesabını ele geçiren grup, Google CEO’su Sundar Pichai‘nin Quora hesabını ele geçirerek yeniden gündeme geldi. Ourmine, ‘hack’lediği’ hesaplara kısa bir not bırakıyor; “Sadece sizin güvenliğini test ediyoruz. Lütfen güvenliğini güçlendirmek için ourmine.org’u ziyaret edin.”

Hayır kurumu değil

Ourmine, yeteneklerini kötüye kullanmak(?) yerine, gerçek kötülerden önce harekete geçip ünlüleri uyarıyor. Tabi bu eylemleri hayır için yapmıyor. 100 dolardan başlayıp, 5 bin dolara uzanan güvenlik paketlerinden birini satın almanızı öneriyor ki yapılan açıklamaya göre şimdiye kadar 16 bin 500 dolarlık satış yapmışlar. Ünlülere saldırmalarının sebebi de kendi şöhretlerini artırmak. Bu hedeflerine ulaştıkları da pekala söylenebilir.

Ourmine’ın kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor. Bilinen tek şey 3 bağımsız hacker tarafından kurulduğu ve Anonymous gibi politik işlerde bezi olmadığı. Ourmine IP’lerinin Suudi Arabistan’dan olduğunun tespit edenler var ama bu bir şey ifade etmiyor çünkü VPN kullandıkları aşikar. Kendileri de ekiplerinde Suudi Arabistanlı birinin yer almadığını söylüyor.

Klasik yetenek tartışması

Diğer bir tartışma konusu ise ‘hack’ dünyasının alışık olduğu yetenek tartışması. Bazıları Ourmine’ın ele geçirilmiş eski hesap şifrelerinden yola çıkarak bu eylemleri yaptığını söylüyor ki son dönemde hack’lenen sosyal ağları düşündüğümüzde ellerinde oldukça fazla şifre olması ve bunların bazılarının işe yaraması mümkün. Ourmine ise bunu reddediyor ve yazılım/tarayıcı açıklarından faydalandıklarını söylüyor. Daha önce Youtube ünlüsü Channing Tatum’a yönelik bir eylem de haklı olduklarına dair bazı izler taşıyor. Keza kendilerine özel bestelenen ve olay yerinde bıraktıkları şarkının sözleri de iddialarını destekliyor.

And I know and I know you thought you had security, but it was too easy.
And I know and I know and I know that you lost everything but hacking is the way we rule this.

Our Mine’ı beyaz mı, gri mi yoksa siyah kuşakla mı tanımlamak lazım bilmiyorum ama şunu söylemek sanırım yanlış olmaz; Hack’lenemeyecek kimse yoktur, hack’lenmemiş kimse vardır. Şifrelerinizi güçlendirin.

Kaynak : webrazzi.com

24 Haz

Fiskos: Kadınlara özel mobil sosyal ağ

Yaklaşık iki hafta önce yayın hayatına başlayan Fiskos‘u en kısa haliyle ‘kadınlar için mobil sosyal ağ‘ şeklinde tarif edebiliriz. Bizzat Apple tarafından App Store üzerinde ‘öne çıkarılan’ (‘featured’ edilen) uygulama, kısa sürede 3 bin aktif kullanıcı sayısına ulaşmayı başarmış.

Her gün 1000 yeni kullanıcı kazanan Fiskos’a tahmin edebileceğiniz gibi yalnızca Facebook ile üye olunabiliyor. Facebook profilleriyle üye olan kullanıcılar sonrasında bir de uygulama ekibi tarafından gözden geçiriliyor ve hem erkekler hem de fake profiller ayıklanıyor. Merak edenler için; Fiskos’a kayıt olup da sosyal ağa kabul edilme oranı yüzde 50 civarındaymış.

Kullanıcıların aynı Facebook iletileri gibi ‘fiskos’ başlatabildiği uygulamada şimdilik 3 farklı fiskos tipi bulunuyor: başlık, fotoğraflı başlık ve ‘bu mu şu mu?’. Evet, sosyal ağ içindeki fiskos’ları chat odalarına benzetmek mümkün. Diğer yandan girişimcilerden aldığımız istatistiklere göre Fiskos’a ortalama olarak her dakikada yeni bir fiskos ekleniyor. Fiskosların ortalama yorum sayısı ise 7.

Sosyal ağ dinamiklerine uygun olarak kullanıcıların birer profil sayfasına sahip olduğu Fiskos’ta aynı zamanda diğer kullanıcıların ve fiskosların takibi de mümkün. Sosyal ağ üzerinde kadınların neredeyse her konu hakkında paylaşım ve fikir  alışverişinde bulunduğunu da söyleyebiliriz.

Fiskos kullanıcıların yüzde 92’si ‘günlük aktif kullanıcı’ya dönüşüyormuş

Kaynak : webrazzi.com

23 Haz

BitTorrent, BitTorrent Live üzerinde kendi haber kanalını açacak

Mayıs ayında BitTorrent Live adlı çok kanallı video uygulamasını yayınlayacağını duyuran BitTorent, bu platform üzerinden kendi TV/haber kanalını açmaya hazırlanıyor.

Kişiden kişiye (P2P) dosya paylaşım ağı BitTorrent, Şubat ayında reklamsız (ve ücretli) µTorrent abonelik seçeneğini duyurmuş ve yeni bir gelir kanalı açmıştı. Variety’nin haberine göre bu kez BitTorrent’in kendi TV kanalı ile karşılaşacağız.

BitTorrent için çalışacak gazeteciler aranıyor

Bir iş ilanının kaynak gösterildiği haberde BitTorrent’in San Francisco’da bir gazeteci ekibi işe almak istediği aktarılıyor. Farklı ülkelerden katılımlarla yeni bir haber kanalının hayata geçirileceği ifade ediliyor ki BitTorrent kurucusu Bram Cohen’in aşağıdaki Twitter iletisi de bu yönde bir ipucu olarak kabul edilebilir.


Kaynak : webrazzi.com

21 Haz

Kodak aksiyon kamerası SP360 için yeni aksesuarlar tanıttı

Eskilerin fotoğraf devi Kodak firması bildiğiniz üzere bir süre önce aksiyon kamerası işine girmiş ve SP360 adını verdiği modelle piyasada yerini almıştı. 360 derecelik videolar çekebilen ürünler arasında da rekabet son dönemde oldukça arttı. Özellikle sanal gerçeklik alanında kullanım amacıyla tercih edilen 360 derece videoların kullanıcı tabanına yayılması da hızlı oldu. Özellikle önce YouTube’a gelen 360 derece video desteği onu takiben ise Facebook’a gelen 360 derece video desteği, kullanıcıların ve markaların 360 derece video içerikler yaratma konusundaki hassasiyetini artırmıştı.

Kodak ise SP360 4K modeli için ürettiği yeni aksesuarlarla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Yeni aksesuar paketinin amacı hava çekimlerine yönelik olarak belirlenmiş. Hava fotoğrafçılığı aksesuar paketi sayesinde, SP360 4K ürünü, drone’lara takılabilen özel parçalar sağlıyor. Henüz DJI gibi drone üreticileri 360 derece video çekebilen ürünler sunmazken, drone ile hava fotoğrafçılığı anlamında 360 derece video içerik eksikliğini fark eden Kodak, bu özel havacılık paketi ile hem SP360 satışlarını artırmak istiyor, hem de bu aksesuarları ayrıca satarak hali hazırdaki kullanıcılarını hedefliyor.

Önümüzdeki Temmuz ayında piyasaya çıkacak olan SP360 4K Aerial Pack’in fiyat etiketi üzerinde 999 dolar yazacak. Bunun yanı sıra, daha önce SP360 4K kamera alan kullanıcılar ise, bu özel aksesuar paketini 170 dolara satın alarak, SP360’ı drone’larına monte edebilir hale gelecek aksesuarlara kavuşacak. Her ne kadar drone ve 360 derece kamera ile çekilen videoların harika görüntüler oluşturacağına hiç şüphe olmasa da, fiyatlar oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Son olarak, Kodak SP360 ile drone üzerinden çekilen bir örnek videoyu hemen aşağıdan izleyebilirsiniz.

Kaynak : webrazzi.com

18 Haz

Teknoloji dünyasında gelmiş geçmiş en pahalı satın almalar

Şirketler büyüdükçe ister istemez onları bulundukları noktaya taşıyan yenilikçilik özelliklerini de yavaş yavaş kaybetmeye başlıyorlar. Her ne kadar ellerinin altındaki kaynaklar daha geniş olsa da, var olan operasyonları sürdürmek onları yeni fikirler bulup denemeye vakit ayırma imkanlarını kısıtlıyor.

Diğer yandan inovatif özelliklerini kaybetmenin de rekabette geriye düşmeleri anlamına geldiğini biliyorlar. O zaman geriye tek bir çözüm kalıyor: Kendilerini ileriye taşıyacak yeni şirketleri satın almak.

Çoğu girişimci için de işin “Nirvana”sı girişimini büyük bir şirkete satıp çıkış yapmak. İşte girişimlerini Google, Facebook, HP, Microsoft ve Oracle gibi devlere, üstelik dudak uçuklatan rakamlara satmayı başarmış şirketler…

Sun Microsystems – 7,4 milyar dolar

Satın alan: Oracle
Tarih: 2009

1982 yılında kurulan Sun Microsystems, kurumsal yazılım ve donanımları alanında dünyaca ünlü bir firma. 2009 yılında 7,4 milyar dolar karşılığında Oracle bünyesine katıldı. Bu satın alma ile Oracle, rakibi HP’ye karşı önemli bir hamle yapmış oldu. HP sonrasında Autonomy’yi satın almasının sebeplerinden biri de Oracle’ın bu satın almasıydı.

Skype – 8,5 milyar dolar

Satın alan: Microsoft
Tarih: 2011

Skype hem masaüstü hem de mobil cihazlar yardımıyla online sesli ve görüntülü görüşme yapabilmeyi sağlayan dünya çapında tanınmış bir uygulama. 2003 yılında kurulan Skype kelimenin tam anlamında internet iletişimi konusunda bir çığır açmıştı. Bunun üzerine Skype önce 2,6 milyar dolara eBay tarafından satın alındı, ardından da 2011 yılının sonlarına doğru eBay tarafından Microsoft’a 8,5 milyar dolara satıldı.

Autonomy – 10,2 milyar dolar

Satın alan: HP
Tarih: 2011

Autonomy, 1996 yılında San Francisco’da Michael ve Mike Lynch kardeşler tarafından kurulmuş bir yazılım şirketi. İmza attığı başarılı projeler sayesinde piyasada adını duyuran şirket, HP’nin 1,2 milyar dolara aldığı Palm’ı çöpe atmasının ardından satın alınmış. 10,24 milyar dolardan alıcı bulan şirketin ismi şimdilerde HP Autonomy olarak anılıyor.

PeopleSoft – 10,3 milyar dolar

Satın alan: Oracle
Tarih: 20041987 yılında kurulan PeopleSoft, kurumsal yazılımlar konusunda uzmanlaşmış bir teknoloji şirketi. 2004 yılında 2004 yılında 10,3 milyar dolara Oracle bünyesine katılan PeopleSoft; finans, müşteri ilişkileri ve kurumsal hizmetleriyle dikkat çekiyor.

Freescale Semiconductor Ltd. – 11,8 milyar dolar

Satın alan: NXP
Tarih: 2015

1953 yılında Austin’de kurulan şirket, yazılım ve teknoloji alanlarında sunduğu hizmetlerin yanında yarı iletkenler, otomotiv, endüstri, dijital alıcılar ve işlemci üretimi gibi çeşitli alanlarında hizmet veriyor. Freescale yine işlemci üreticisi olan NXP‘nin dikkatini çekiyor ve 2015 yılında 11,8 milyar dolara satılıyor.

Motorola Mobility – 12,5 milyar dolar

Satın alan: Google
Tarih: 2011


Google büyük heveslerle 2011 yılında 12,5 milyar dolara Motorola Mobility’yi satın aldı. Ancak yoğun rekbat şartlarından dem vuran Google, önce Mobility’yi küçülttü ardından da 2,91 milyar dolara Lenovo’ya sattı.

Veritas – 13,5 milyar dolar

Satın alan: Symantec
Tarih: 2005

Veritas, 1983 yılında Kaliforniya’da kurulmuş bir yazılım ve bilgi teknolojileri şirketi. 2005 yılında 13,5 milyar dolara Symantec bünyesine geçti. Sonrasında Symantec, Veritas’ı 8 milyar dolara Carlyle Group LP’ye sattı.

Altera – 16,7 milyar dolar

Satın alan: Intel
Tarih: 2015

İletişim ve tüketici elektroniği gibi farklı alanlarda kullanmak üzere işlemciler üreten Altera, 2015 yılında işlemci devi Intel tarafından satın alındı. Intel bu satın alma sayesinde PC satışlarının düşmesiyle azalan işlemci talebine rağmen satışlarını çeşitlendirme imkanına sahip olmuş oldu.

Alcatel Lucent – 16,6 milyar dolar

Satın alan: Alcatel
Tarih: 2006

Lucent, 1996 yılında kurumsal yazılımlar üretip, pazarlamak amaçlı kurulan bir teknoloji şirketi. Şirket 2006 yılında Alcatel ile birleşme kararı aldı ve ismi Alcatel-Lucent olarak değişti. Alcatel-Lucent de 2015 yılında Nokia bünyesine katıldı.

Compaq Computer – 18,6 milyar dolar

Satın alan: HP
Tarih: 2001

1982 yılında kurulan Compaq, IBM ile uyumlu ilk bilgisayarları üreten şirket ünvanını taşıyor. Bu yıllardaki başarısı piyasanın gözünden kaçmadı ve hızlı bir büyüme gösterdi. Ardından kendisi de HP ile 4 Eylül 2001’de güçlerini birleştirdi.

Network Solutions – 18,8 milyar dolar

Satın alan: Verisign
Tarih: 2000

1979 yılında kurulan Network Solutions; ağırlıklı olarak web yazılım, hosting ve alan adı satışı hizmeti sunan bir kuruluş. 2000 yılında ise 18,8 milyar dolara Verisign çatısının altına girdi. Sadece 3 yıl sonrasında ise Verising Network Solutions’ın büyük bir kısmını sadece 100 milyon dolara elden çıkardı.

WhatsApp – 16 milyar dolar

Satın alan: Facebook
Tarih: 2014

WhatsApp‘ı aynı isimle piyasaya sürdüğü mobil mesajlaşma uygulaması ile tanıyoruz. Mobil mesajlaşma uygulamaları arasında, en çok aktif kullanıcıya sahip olan Whatsapp, 2014 yılında 16 milyar dolara Facebook bünyesine geçti. Bu devirle, Whatsapp’ın CEO’su Jan Koum da Facebook yönetim kurulunda görev almaya başladı.

Ascend Communications – 20,5 milyar dolar

Satın alan: Lucent Technology
Tarih: 1999

1988 yılında kurulan Ascend, internet sağlayıcı hizmeti sunan ve modem geliştiren bir şirket. Ascent ile Lucent’in birleşimi, listedeki satın alımların en eskilerinden. Lucent Technology, Ascent için 20,5 milyar dolarlık bir ödeme yapmıştı ve özellikle de 1999 yılı şartlarına göre bu rakam çok ciddi bir rekor niteliği taşıyor.

LinkedIn – 26,2 milyar dolar

Satın alan: Microsoft
Tarih: 2016

Dünyanın en büyük profesyonel sosyal ağ sitesi LinkedIn süpriz bir kararla Microsoft’un hisse başına 196 dolarlık teklifini kabul ettiğini açıkladı. Microsoft’un LinkedIn’i satın alması doğal olarak beraberinde LinkedIn’in sahip olduğu Lydia.com gibi değerlerin de artık Microsoft’un olması anlamına geliyor.

First Data – 28,7 milyar dolar

Satın alan: KKR & Co
Tarih: 2007

First Data, 1971 yılında Atlanta’da kurulmuş olan ve e-ticaret, ödeme sistemleri alanlarında çalışmalar yapan bir teknoloji şirketi. 2007 yılında KKR (Kohlberg Kravis Roberts) adlı privaty equity firması tarafından 28,7 milyar dolara satın alındı.

Broadcom – 37 milyar dolar

Satın alan: Avago Technologies
Tarih: 2015

1991 yılında kurulan Broadcom, alanında bir dünya devi. Apple, Cisco, Dell, Huawei, Samsung ve ZTE gibi müşterilerin referansını arkasına almış bir Fortune 500 şirketi. Başarıları Avago’nun gözünden kaçmayan şirket, 2015 yılı Mayıs ayında 37 milyar dolar gibi bir rakamla Avago tarafından satın alındı.

SDL Inc. – 41,1 milyar dolar

Satın alan: JDS Uniphase
Tarih: 2000

SDL, fiber optik alanında bir çok yeniliğe imza atmış bir şirket. 2000’li yıllarda JDS Uniphase tarafından fark ediliyor ve 41,1 milyar dolar gibi bir rakama satın alınıyor. Fiyatının bu denli pahalı olmasının önemli bir sebebi var: JDS Uniphase’in yine fiber optik alanında çalışan Corning Inc. isimli şirketle olan rekabeti. Corning’in de SDL için teklif verdiği haberini alan JDS bu nedenle çok fazla pazarlıkla vakit kaybetmek istememiş.

EMC – 67 milyar dolar

Satın alan: Dell
Tarih: 2015

EMC 1984 yılında kurulmuş, işletmeler için bilgi yönetim ve depolama teknolojileri sunan ve servis sağlayıcılığını üstlenen küresel ve alanında lider bir şirket. 2015’in son aylarında 67 milyar dolar gibi rekor bir rakamla Dell tarafından satın alındı.

Kaynak : webrazzi.com

16 Haz

Publicis Groupe, Türkiye’den Digitouch’ın tamamını satın aldı

Türkiye’den bir adtech şirketinin daha exit haberi Digitouch‘tan geldi. Webrazzi takipçilerinin yakından tanıdığı performans tabanlı dijital pazarlama şirketi Digitouch, Publicis Groupe tarafından satın alındı.

Rekabet Kurumu tarafından bugün geçilen resmi duyuru, Digitouch Dijital Pazarlama ve Medya A.Ş.’nin, Publicis Groupe Holdings B.V. tarafından devralındığını resmen doğruluyor. Türkiye’de aralarında VivaKi, Starcom, Markom Leo Burnett’in olduğu ona yakın markayla faaliyet gösteren Publicis Groupe, performans pazarlaması alanına Digitouch ile daha da iddialı bir şekilde yerini almış oluyor.

Bize gelen bilgiler Digitouch Kurucusu Yunus Güvenen‘in şirketin başındaki görevine devam edeceği ve ekibiyle birlikte çalışmalarını sürdüreceği yönünde. Buna göre Digitouch, Publicis çatısı altında, en azından bir süre, bağımsız çalışacak. Ancak bir süre sonra Publicis’e ait bir markanın Digitouch ile Türkiye’ye getirilmesi de planlar arasında. Taraflar satın almanın detaylarını henüz paylaşmıyor ancak hedefler bazında anlaşma kapsamında çeşitli maddeler olduğu belirtiliyor.

Publicis Groupe geçtiğimiz Mart’ta büyük bir yeniden yapılanma planını hayata geçirmiş ve ajanslarını Publicis Communications, Publicis Media, Publicis Sapient ve Publicis Healthcare olmak üzere dört marka altında toplamıştı. Publicis’in programatik kanadı VivaKi, şirketin performans pazarlama tarafındaki küresel markası Performics ile birlikte yeniden yapılanma sonrasında da Publicis Media’nın altında konumlanmıştı.

Bugün aralarında Hepsiburada, Markafoni, Teknosa gibi Türkiye’nin en büyük e-ticaret markalarının olduğu yüzden fazla müşteriyle çalışan Digitouch’ın 60 çalışanı bulunuyor. Publicis şemsiyesi altında Digitouch’ın daha kolay bir şekilde ölçeklenerek, büyümesini hızlandıracağını ön görmek zor değil.

Kaynak : webrazzi.com

11 Haz

Gül bahçesi!


Şampiyonaya günler kala ne yalan söyleyeyim, kimsenin hırs yapmayacağı sıkıcı bir maç bekliyordum.
Öyle olmadı.. Rakibin ateşli, tatlı sert futbolu maçı özelden çıkarıp adeta puan mücadelesi haline getirdi.
İyi başlayan, golü bulan bizdik golden sonra duran da bizdik.
Bugüne kadar oynadığımız tüm maçlarda gördüğüm şu; orta sahamız dikensiz gül bahçesi. Top bizdeyken teknik kapasitemizi sergiliyoruz ama top rakibe geçtiği anda yokuz! Alan daraltmak, baskı uygulamak bu orta sahanın yapacağı işler değil; ısıran oyuncumuz yok vesselam. Ozan’la bu bölgede oyunu tutmak çok zor belki Nuri Şahin resmi değiştirebilir! Caner’in maç eksiği her halinden belli, Arda ona keza, sezon boyu Beşiktaş’ı sırtlayan Ozi arkasında bir Atiba görmek istiyor. Atiba yok, Oğuzhan yok adeta… Hakan Çalhanoğlu, Ozi, Selçuk, Arda enerjik değiller.

Şans verirsek yanarız
Hareketli bir 10 numara çok şey demek… Misal Kevin Kampl, arı gibi çalışkan ve tüm filmi o yönetiyor.
Burak için bir şey diyemem çünkü yeteri kadar topla buluşamadı, goldeki vuruşu da ustacaydı. Geride Topal son derece iyi ama benim gönlüm o kalitenin orta sahada kullanılmasından yana. Savunmamız atağı başarıyla karşıladığı zaman dahi dönen topları bizim orta saha alamadı. Hırvatistan’a bu şekilde ikinci, üçüncü bindirme şansı verirsek yanarız.
Uzun sözün kısası ya tüm orta sahamız Kampl kadar koşacak ya da Selçuk ve Ozan ikişer kişilik koşacaklar.
Bu iki ihtimal de zor görünüyor. Yani eğer bir futbol çadırı kuracaksak orta direk sağlam olmalı. Fatih hocanın bu bölge için çözüm üretmesi şart.
Görüntü iyi değil. Orta saha yeteri kadar koşmazsa teknik kapasitemiz bile bizi kurtarmaz.
Hala vakit var ve radikal kararlar alan bir Terim işleri düzeltebilir.
Kaynak : fotomac.com.tr

11 Haz

İsmail Köybaşı değil Ees-my-il Koy-ba-shuh!


Size lazım olan moralin benzeri şu günlerde bize de lazım be çocuklar… Bu zor günlerde millet olarak çok ihtiyacımız var. Haydi meydan sizin… Siz bitti demeden bitmez…
Gün; futbol yani Euro 2016 vakti…
Sporumuzu, sporseverimizi, sporcumuzu ilgilendiren yazılacak çok konu var mutlaka… Bu anlamda ülkemiz ve konjonktür, adeta bereketli bir vaha…
Ancak, dedik ya “Şimdi Avrupa Futbol Şampiyonası vakti”…
Sözün bittiği, zamanın durduğu noktadayız.
Türkiye’de spor adına, şu an için hiç kimseyi, hiçbir şey ilgilendirmemekte…
Doğrusunu isterseniz şahsımız için de durum farklı değil. Milli Takımımız şampiyonadaki ilk maçında, Hırvatistan ile karşılaşacak. Millilerimize bol şans ve başarılar, bizlere de onlarla beraber bol sevinç yaşamayı diliyorum. Günlerdir gazetelerin sayfaları, televizyonların ekranları yüzlerce teknik analizle çalkalandı.
Bir spor yazarının “Ak” dediğine öbürü “Kara” dedi. Takımımızın nasıl oynaması gerektiği konusunda Fatih Terim’e sayısız taktik verildi.
Şimdi hepsini koyduk bir kenara bekliyoruz.

HAYDİ MEYDAN SİZİN
Şu saatten sonra, saatlerle birlikte yürekler de “Tik tak, tik tak..” Şimdi, icraat ve coşku vakti…
Şimdi, düşman çatlatma vakti…
Şimdi, inanç ve zafer vakti…
Oyuncularımızın Ayla Çelik’in popüler şarkısı ‘Bağdat’ı sevmeleri nedeniyle, Fatih Hoca’nın moral olsun diye sanatçıyı Antalya kampına davet ederek tüm takım birlikte terennüm ettikleri Milli Takım uyarlamasında olduğu gibi;
“Avrupa’nın fatihi olabiliriz.” Neden olmasın? Size lazım olan o moralin benzeri de, şu günlerde bize lazım be çocuklar…
Gerçekten, bu zor günlerde millet olarak çok ihtiyacımız var. Haydi meydan sizin…
Siz bitti demeden bitmez!
Kırmızı-beyaz, canım ay-yıldız!…
Vurduğun gol, vurduğun moral olsun ve alkışlasın seni binlerce yıldız…
Haydi, tarihin terli tanıkları…
Gelincikler gibi dağılın sahaya ve verin coşkuyu!

SUÇ VE CEZA
Türkiye’de hakemlerin esir alındığı, her türlü tehdidin ve küfürleşmenin havalarda uçuştuğu; bırakın Sporda Şiddet Yasası’nı, Türk Ceza Kanunu’nda karşılığı olan ve en ağır şekilde cezalandırılması gereken hiçbir suçun cezasının verilmediği günleri yaşadık, elimiz kolumuz bağlı izledik ve kahrolduk. Nihayet geçtiğimiz günlerde, 6222 sayılı ‘Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Yasası’nın 2011 Mart’ında yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ilk defa gerçek anlamda uygulandığını görme şansına erdik. Yasanın 22′inci maddesine istinaden, Fenerbahçe Kulüp Başkanı Aziz Yıldırım, 3 ay hak mahrumiyeti aldı. Bu, yürekli bir savcının işi mi, yoksa Aziz Yıldırım’ın yaptığı açıklamadaki gibi Galatasaray fanatiği bir taraftarın elindeki gücü intikam amaçlı kullanması mı? Aziz Yıldırım’ın aldığı bu ceza, spor tarihimiz ve 6222 sayılı yasanın uygulanması açısından tarihi öneme sahip ve irdelenmesi gereken bir konudur.

TÜM ZAMANLARIN EN BÜYÜK SPORCUSU
Cassius Marcellus Clay kim?” dersek, çoğu kimse dudak büküp, bilmekte zorlanır ama “Muhammed Ali” dediğimizde herkesin belleğinde “Tüm zamanların en büyük bireysel sporcusu” diye bir ışık yanar.
Muhammed Ali’yi bizim için çok daha özel hale getiren manevi birçok sebep var:
İki cihan peygamberimiz Hz.
Muhammed (AS) ile halifesi, amcaoğlu, damadı Hz. Ali’nin adlarını taşıyan bu büyük sporcunun ırkçılıkla mücadele için çıktığı yolda İslam ile tanışarak müslüman olması…
Irkçı, zalim ABD’de verdiği mücadele… (Öyle ki, “Onun bu özgürlük mücadelesi, ileride Obama’ya ABD başkanlığını getirmiştir” dersek, eksik ya da yanlış olmaz.) Bu uğurda aldığı hapis cezaları, spor yapmasının engellenmesi, ringlerde rakiplerine yaptığı nev-i şahsına münhasır hareketler…
Muhammed Ali, büyük bir sporcu olduğu kadar aynı zamanda bilge bir kişilikti.
“Şampiyonlar salonlardan çıkmaz. İçlerinde tutku, hayal ve amaç olan insanlardan çıkar.” ve “Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım” sözleri, sarf ettiği onlarca veciz sözünden akıllara kazılı olanlardan sadece iki tanesidir.
Hele, 11 Eylül’de CNN muhabiri Mc. ONeil’in “Bu teröristlerle aynı dinin mensubu olarak ne hissediyorsunuz?” sorusuna “Siz Hitler’le aynı dini paylaşan biri olarak ne hissediyorsanız aynısını” cevabına; değerlerine sahip çıkışına ve zekasına kim şapka çıkarmaz?
70′li yıllarda, Türkiye’de çok az sayıdaki evde bulunan televizyonumuzda Muhammed Ali’nin maçını seyretmek için babamın sabahın dördünde bizi uykudan uyandırması ve ailecek yaşadığımız o müthiş heyecanlar…
Hollywood Bulvarı’ndaki ünlüler asfaltına konulmak istenen yıldızı için “Ben peygamber ismi taşıyorum, adımı yerlere yazdırmam” çıkışı ve duvarda yer alan tek yıldızın o oluşu…
Tatlı su devrimcilerinin bile sahip çıkıp, ardından methiyeler düzdüğü şu günlerde, böylesine büyük bir kahraman için yazılabilecek en mükemmel makale hangisi olabilir acaba? Sanırım, buna cevap verebilmek çok zor…

RiO’YA ÇOK AZ KALA, BENi BiRAZ OYALA
Rio Olimpiyatları’nın kapıya dayandığı şu günlerde ne durumdayız?
Spor Bakanımızın açıklamasındandan anladığımız üzere Rio’ya 180 sporcunun üzerinde bir sayıyla gidiyoruz.
Söylerken ve yazarken çok şahane. Gerçekler çok farklı oysa… Tarihimizde en fazla sporcuya 2012 Londra’da ulaşmıştık. Tam 114 sporcuyla gittik. Bu yüzden Sayın Bakanımızın Rio için ’180 sporcu’ açıklamasını mutlulukla okuduk ancak ilerleyen satırlarda, bu sayının olimpik ve paralimpik sporcuların toplamını kapsadığını anlayınca şaşırdık ve üzüldük.
Vaziyet şunu gösteriyor ki; kota alabilen olimpik sporcu sayımız 80 kişi… Kota mücadelesine başlayacak erkek ve kadın basketbol takımlarımızdan birinin katılacağını hesaba katsak dahi sayımız yine 100′ün altında. Yani 2012 Londra’nın çok gerilerinde kalıyoruz ne yazık ki…
Bu durumda, günü kurtarmak adına Sayın Bakanımıza, olimpik ve paralimpik sporcuları toplayarak bir rakam telaffuz ettirmek, geçici olarak dahiyane bir fikir. Ama gün gelip de, açılış töreninde yürüyen sporcuların sayısı anons edildiğinde açıklanması hayli zor bir durum. Spor bürokrasisinin Sayın Bakanı neden yanıltma ihtiyacı hissettiği ise uzun uzun yazılacak bir konu…
Onu da yazacağız ama bugün vakti değil…
Kaynak : fotomac.com.tr

10 Haz

Fransa’da EURO 2016 için “terör uyarı uygulaması” hazırlandı

Avrupa’da terörün defalarca hedefi haline gelen Fransa‘da şu günlere EURO 2016‘nın telaşı sürüyor. Çoğunlukla coşkulu kutlamalara sahne olan futbol turnuvalarında bu sene terör endişesi hakim. Yarın başlayacak olan EURO 2016’da olası terör olayları sebebiyle en üst seviyede güvenlik önlemleri alınmış durumda. Vatandaşları bu konuda bilgilendirmek ve olası terör eylemlerinde acil iletişim ve haberleşme için Fransa devleti bir terör ikaz uygulaması hazırladı.

SAIP (Système d’alerte et d’information des populations) adlı bu uygulama, Fransa’da bir terör saldırısı gerçekleşmesi durumunda, olayın merkezde onaylanmasıyla birlikte maksimum 15 dakika içinde kullanıcılara acil bildirimle haber verecek. Saldırının gerçekleştiği bölgedeki kişilerin tedbir alması ve zararın en aza indirilmesi için Fransız ve İngilizce bilgilendirme yapacak uygulama, kişilerin saklanma durumunda olabilecekleri ihtimaline karşı, alarmı titreşimli sessiz biçimde ve sadece kırmızı renkte bir alarmla ulaşılacak.

Kullanıcıların konumlarına göre bilgiler uyarlanacak ve kullanıcılar yakınlarının yaşadığı konumlar hakkında da bilgi alabilecek. iOS ve Android platformları için hazırlanan uygulama ücretsiz biçimde indirilebiliyor.

EURO 2016’yı izlemek için ülkeye gelenler ve Fransız vatandaşları için de geçtiğimiz hafta “terörden nasıl korunursunuz” temalı rehberler internette ve basılı olarak paylaşıldı. 10 farklı statta gerçekleştirilecek 51 maç için yaklaşık 100 bin Fransız güvenlik görevlisi çalışacak.

Kaynak : webrazzi.com